elif

Puan vermedi·680 syf.··
2025 7. kitabı
·
28 günde okudu
·
Okunma: 17 Mayıs 2025 18:38
Gerçek ve gerçek-dışı arasındaki köprüyü yitirdiğinizde siz de bir "Huzurluğun Kitabı" yazabilirsiniz hatta hayatınız tamamıyla bir huzursuzluktan ibaret olur. (Hayatınız huzursuzluğun ta kendisidir.) Duyumsadığınız gerçeklik elbette kendi yaratımınız tarafından alaşağı edilmeye mahkum ama biz de bu dünyaya ilahi olarak makhum edilmişizdir. Pessoa da tüm bu mahkumlar gibi duvardaki çatlaktan sızan ışık olan düşte buldu kaçışı. "Hayatımdaki en büyük üzüntüler gönlüme bakan pencereyi açıp oradaki bitip tükenmez kaynaşmayı seyrederek kendimi unutmamla eriyip gitti." Hayatını düşlere adayıp gerçekleşmemiş şeylerin kalıcı bir özelliği olan unutmak ihanetini tatmak da ikincil bir savaşın yitimi oluyor sanırım. Fakat Pessoa tanrıya düşlerini almaması için yalvarırken yazıyor satırlarını. Bu muzdaripliğin ifadesi I'm Thinking of Ending Things filminde işlenmişti. Hayal kurmak ve plan yapmak olan edimsel ikilemde hayallerin yükü altında ezilen bir ömürdü seyirciye sunulan. İstememek en büyük güçtür diyor Pessoa bu yüzden. "Vazgeçmek, kendimizi özgür kılmamız demek. Hiç bir şey istememek ise, güç sahibi olmak anlamına gelir." Bense bunun bir yanılgı olduğunu düşünüyorum. İstemek için gerekli koşulların hazır olmadığı için zaten istemiyordum diyerek tanrıya nazlanırsın. Halbuki insan istençten süregelir. Her an bir tek şeyi seçer diğer sayısız nicelikteki seçenekleri seçmez. O halde istemek bir güçtür.
1000Kitap
Huzursuzluğun KitabıFernando Pessoa · Can Yayınları · 202514,6bin okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Tüfek, Mikrop ve Çelik Hakkında
Puan vermedi·662 syf.··
2024 10. kitabı
Merhaba, son zamanlarda dr.dogac.reads namıdiğer dodo'nun "müfredatlarda yer alması gereken kitap" olarak tanımladığı Jared Diamond tarafından kaleme alınan Tüfek, Mikrop ve Çelik kitabını okuyorum. Kitabın sonlarına yaklaşmışken halihazırda aklımda kalan ve beni etkileyen detayları yazarak ebedileştirmek istedim. Öncelikle kitapta günümüzde geride kalmış olarak bahsettiğimiz etnik türlerin, ülkelerin niçin bu halde olduklarından bahsediyor. Avcı toplayıcılıktan yapay zekayı ürettiğimiz tarihsel çizgimizde adım adım nasıl yol aldığımızı açıklıyor. Amerika kıtasının ve yerlilerinin Avrasyalılar tarafından tarihten silinmesine ve aynı tarihte çok çeşitli gelişmişlikte kültür ve toplumların bulunmasını örnekler vererek açıklıyor. İnka imparotorluğunun İspanyol orduları tarafından hedefe alınmasından ve neden İnkalar sayıca üstün olmasına rağmen Avrupalılara yem oldular sorusu ve cevabından bahsedecek olursak Avrupalıların mikroba atlara ve yazıya sahip olması gibi üç önemli unsurun rol aldığını söyleyebiliyor. Avcı-toplayıcı gruplarda nüfus daimi olarak besin kıtlığından dolayı göç etmeleri gerektiğinden azdı. Bu nedenle mikroplar kendilerini çoğaltacak konaklar bulamıyordu. Bu toplumlar diğer toplumlardan izole yaşıyorlardı fakat Avrasyalıların çiftçiliğe başlamaları ve coğrafyanın izin verdiği ölçüde 13 farklı büyük memeli hayvanı evcilleştirip verimli fakat sert toprakları tarıma katmaları neticesinde nüfusları çoğalmıştı ve verem, tifüs, kolera, çiçek, kızamık gibi zamanın ölümcül hastalıkları çok daha uzun süre aramızda kaldı. Ayrıca kitapta bu mikropların mesela gribin domuzlardan geçtiği söyleniyor. Bu mikroplar hayvanlardan insana bulaşmıştı çünkü insanlar neredeyse her hayvanı evcilleştirmeyi deneyip onlarla yakın ilişkilerde bulundular. Hal bu olunca Kolomb gibi
1000Kitap
Tüfek, Mikrop ve ÇelikJared Diamond · Tübitak Yayınları · 20169,5bin okunma
Az
Puan vermedi·360 syf.··
2022 12. kitabı
Hakan Günday romanında değilseniz hayat sizin için gökkuşağı saçıp, pozitiflik sı*maktan çok uzak değildir. Dünya üzerindeki tüm orospu çocukluklarını kaleme almaya ant içmiş biri var satır arkasında. Kinyas ve Kayra'da fark ettim bunu. Biçilmiş kaderlerin olasılıkları belirlenirken atılan zar, tanrının zarı kadar hileli; yazarüstü tesadüflerle, rastlantılarla dizilmiş olmasının yanısıra zarı atan el bile belirgin fakat hiçbir çekince, tereddüt yok. Büyük resmi çarçabuk görebilmeniz için insanoğlunun sıkıştırılmış tüm nefret ve hıncı, riyakarlıkları, bir uğurda geberenleri veya tersini, bir başkasının zihnine erişim için verilen bir çift organdan arkasına uzanamadığı için pislik çukuruna sürüklenişi, tüm bunların hepsini ortalıkta, alabildiğine apaçık bırakılmış. Kapalı kapılar görünmez, labirentler kuşbakışı seyredilebilir.. Kendilerine sıra gelmeden hayatlarını, ceplerinde taşıdıkları günleri ve yılları uçurumda sallayan; başına gelenlerden ötürü yakasını yapışacağı kimse olmayınca kendi topuğuna sıkan (belki içsel bir nefret, ölüm-kalım arasındaki psikolojik ve fiziksel zıtlıktan ötürü. Ruhun ölmek isterse, bedenin izin vermez -bir süreliğine-) karakterlerin satır aralarında ve bölüm sonlarında az da olsa gülümsemelerine mahal vermeden yol alırken kelimeler arasında iğrenme ve mide bulantısı yanında “bunlar bu dünyadaysa ben yokum” söylemleriyle sayfalar sırayla süzülebilir zihninizde. SPOILER Yine de mutlu son var ama. Yazarlar ve senaristlerin ara sıra çiğnenen kaidelerinden: ana karakterlerin son noktası her zaman mutlu bitmeli. SPOILER
1000Kitap
AzHakan Günday · Doğan Kitap · 201926,9bin okunma
Puan vermedi·520 syf.··
2021 4. kitabı
"Bir inceleme özelliği taşımamaktadır ve yer yer spoiler içerir." Öncelikle Martin'in mağrur gururundan etkilendiğimi söylemeliyim. Kendi için biçtiği sonu ve düşünme motorunun arızasından sonraki fikriyatlarını kabul etmiyorum. Büyük haksızlık ve çevresindeki kişileri zihninde idealize etmeden bir son çizemezdi. Birinci tanrısı ve ilhamının alevi Ruth. İkincisi, teçhizatsız denizcisine yol gösteren bir deniz feneri:Spencer. Üçüncüsü ve son uhrevî varlığının izcisi olduğu Brissenden'dı. Başkalarını azarladığı erdemlerin bütününe o da sahip değildi. Ruth'u büyüleyici bulmasının sebebi sonradan lanetler okuduğu burjuvazi hayaliydi. bataklık olarak gördüğü işçi sınıfından kurtuluş eliydi Ruth'un emeğe alet olmamış elleri. Bir rüya gibi sevdi, sonrasında gerçekçi olmakla övündü. Nihayetinde varoluşunu, yok oluşumuyla güçlendirdi. Bir daha görüşmek üzere Mr Eden. Başınızdan sonunuza. Umarım bir sonraki sefere farklı bir bakışla bakabilirim gözlerimden karbon hissiyatınıza. Bitirdim ben. Koydum lavtamı kenara. Mor üçgüller arasında Gölgeler asılı durdukça Şakımak da sona erdi, şarkılar da. Bitirdim ben. Koydum lavtamı kenara. Eskiden bülbüller gibi erken Çiy düşmüş çalılarda öterken Yorgun bir ketenkuşuyum şimdi. Kestim artık sesimi. Dudağımdaki ezgiler bitti Öttüğüm zamanlar geçip gitti. Bitirdim ben Koydum lavtamı kenara.
1000Kitap
Martin EdenJack London · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025135,3bin okunma