Mevsimlerin Ötesindeki Vuslat: Gönül Baharı
Bismillah...
Bu dünya, zıtlıkların birbirine aşık olduğu koca bir aynadır. Biz bu aynada önce kendi sonbaharımızı yaşadık. Gençliğin o deli rüzgarları dindi, sararan hayallerimiz birer birer toprağa düştü. Dökülen her yaprak aslında bir vedaydı; elimizden kayıp gidenlere, tutunamadığımız dünlere ve bitmeyecek sandığımız heveslere sessiz birer elvada... Gökyüzü griye çaldığında, ruhumuz kendi içine çekildi.
Ardından o sarsıcı kış geldi. Soğuyan her gün, kalbimiz için bir sabır imtihanına dönüştü. Kar, sadece toprağın değil; hatalarımızın, pişmanlıklarımızın ve yorgunluklarımızın üzerine beyaz bir kefen gibi serildi. Kış, dondurucu bir sessizlik değil, aslında doğanın ve ruhun kendi derinliğinde verdiği bir nefes molasıydı.
Biz o kışın ayazında, üşüyen ellerimizle imanımıza sarıldık. Çünkü biliyorduk ki; toprak altında sessizce bekleyen tohum, ancak o kışın çilesini çektikten sonra güneşin davetine aşkla icabet edecekti.
Ve şimdi, bizim bahtımıza bahar düşer...
Bahar, gökyüzünün yeryüzüne yazdığı en muazzam af mektubudur. Tüm o suskun kış gecelerinin, edilen gizli duaların ve sabırla beklenen sabahların cevabı gibi gelir.
Bir ağacın kuru dalında patlayan o ilk tomurcuk, aslında "Öldükten sonra diriliş haktır" diyen ilahi bir muştudur. Yeniden yeşerten, kurumuş damarlara su yürüten bu mevsim, sadece toprağa değil; en çok da yorulmuş, örselenmiş gönüllere bir müjdedir.
Çünkü her kışın ardında, saklı bir güneş; her fırtınanın kucağında, huzurlu bir liman vardır.
Gönle dokunan o bahar mutlaka gelir; çünkü O Sevgili, hiçbir kalbi ebedi bir soğuğa mahkûm etmez.
Eğer kardelen misali aşka inancın varsa, o baharın kokusunu daha kar altındayken duymaya başlarsın.
Şimdi uyanma vaktidir. Dökülen yaprakların yasını tutmak