Roman bir cenaze töreni ile bir bitiş, dünya üzerinden yok oluş ve dünya hayatına elvada diyerek başlıyor.
Cenaze merasimi için toplanan eş dost ve akrabadan ziyade sanat camiası , ayrışmış toplulukları ve tezatlıkları ile Türkiye'nin kozmopolit yapısına bir örnek teşkil etmiştir.
Geçen diyaloglar orada birilerinin olduğunu ,amma velâkin bunların ideolojli olduğunu vurgulamaktadır.
Türk milleti, milli birliği ve kültürel beraberliği söz konusu değildir.
Birileri var ama orda kimse yok gibidir.
Or 'da kimse Var mı?
Cenazeye gelmeyen tek kişi belki de Şafak Özden dir.
Romanın duygusal ve toplumsal ayağı metaforu da Şafak Özden' dir.
Bu Şafak başka Şafak
Şafakları attıran Şafak.....
Günay Rodoplu baş karakterimiz, yazarımız ve Türkiye üstündeki kadın elimiz.
Gün ve ay
Günler aylar uyur
Uyan uyan
Büyük yalandan ,derin uykundan
Gün aydı gün aydı
Şafak attı artık onun günü aydı...
Baş ve yan karakter isimleri de özenle seçilmiştir.
Bu roman Türkiye'nin, siyasetin, politikanın, sosyalizmin ve aşkın içinden de benim içimden de 'Alev' gibi yaktı geçti.
Anlatıcı çokluğuna, rağmen farklı sesler farklı aksanlar, farklı tonlama ve melodileri ile bir tek sese dönüşüyor; Günay Rodoplu sesleniyor.
Rodoplu'nun veryansınları, onun çilesi, onun özlemi , onun idealleri,onun azmi,onun iç çatışmaları, onun aşkı, onun ümidi ve onun hüznü, kederi....
Sayfalara pimi çekilmiş bombayı salar gibi meseleyi patlatıyor , şarapnel parçaları savruluyor , dağılıyor.
Teker teker şarapnel parçalarını toplarken örneklendirmeler, anektodlar, yaşanmışlıklarla derine inip sebep sonuç ve süreç üzerine yazıyor ve çare arıyor.. Netekim buluyor.