Evet,koca Selanik'te bir başımaydım. İlk kez o zaman nefret ettim bu şehirden. Yokluğundan bahsediyorum Ester... Birlikte dolaştığımız o sokaklardan geçerken yanımda bulunmayışından. Bedenimde bir kalp gibi atan hasretinden. Hayalinden,sesinden,kokundan bahsediyorum. Sensizliğin,sürekli seni hatırlatmasından bahsediyorum. Korkunçtu.
"Sahile inince, hatıralar hiç solmamış gibi, sanki dün yaşanmış gibi hafızamda birer birer canlanmaya başlayınca anladım. Sen artık bu şehirde değildin. Zaten bildiğim bu hakikati idrak edince, dünya başıma yıkılmış gibi geldi. Evet, koca Selanik'te bir başımaydım. İlk kez o zaman nefret ettim bu şehirden. Yokluğundan bahsediyorum Ester... Birlikte dolaştığımız o sokaklardan geçerken yanımda bulunmayışından. Bedenimde bir kalp gibi sessizce atan hasretinden. Hayalinden, sesinden, kokundan bahsediyorum. Sensizliğin, sürekli seni hatırlatmasından bahsediyorum. Korkunçtu."
Evet merhaba diye başlıyorum oysa bu sana son mektubum, bu sana son seslenişim. Hayır artık bir cevap beklemiyorum, hayatına tesir etmek de istemiyorum. Sadece beni anlamanı umuyorum. Evet, bu kağıtların üzerine son satırı yazdıktan son noktayı koyduktan sonra sana bir daha mektup yollamayacağım. Fakat asla hoşça kal da demeyeceğim. Hoşça kal sevinç, hoşça kal mutluluk, hatta hoşça kal umut diyebilirim ama asla hoşça kal Ester sözcükleri dökülmeyecek kalemimden. Yeniden kavuşma ihtimalimiz olduğu için değil, bu yarıda kalmış aşkı, bu hiç bitmeyecek hasreti, bu derin ızdırabı yorgun bedenimle beraber toprağa götüreceğim için...
Selanikli bir genç olan ve edebiyata meraklı Şehsuvar Sami, bir Yahudi kızı olan şair Ester'e aşıktır. Çift, birlikte Fransa'ya gitme hayalleri kurarken Sami Ester'in dayısı Leon'un etkisiyle İttihat ve Terakki Cemiyetine katılır. Ester ile birliktelik hayalleri suya düşen Sami zamanla bir tetikçiye dönüşerek örgütte yükselir...
Sami 1926'da öldürüleceği korkusu ile sığındığı Pera Palas'tan, gençlik aşkı Ester'e yazdığı mektuplarla Meşrutiyet'in ilanından işgal sürecine kadar örgütte yaşananları anlatır. Meşrutiyetin ilanı, Abdülhamid 'in sürgün edilişi -ki bu sürgünde O'na Sami eşlik eder, Bab-ı Ali baskını, Enver Paşa 'nın Osmanlı'yi Birinci dünya savaşına sokması, Sarıkamış faciası, Trablusgarp, Anafartalar ve diger cepheler, Mustafa Kemal...Her şey var kitapta.
Özellikle tarih sevenlerin keyifle okuyabileceği bir kitap. Mektupları 1926 yılında yazarken yaşanan olaylar ve 20 yillik geçmişte yaşananları bir arada anlattığı icin gelgitler arasında yorulduğum anlar oldu ama sıkıldım diyemem.