"Bir toprak parçasının etrafını çitle çevirip 'Bu, bana aittir.' diyebilen, buna inanacak kadar saf insanlar bulabilen ilk insan, uygar toplumun gerçek kurucusu oldu." (Rousseau)
"'İnsanlar arasındaki eşitsizliğe yol açan temel öğe, mülkiyettir. Mülkiyetin olmadığı "doğal düzende insanların hepsi eşit' ve özgürdü. Onun içindir ki, Rousseau, insanı 'ormanlarda avare dolaşan, hiçbir hüneri olmayan, konuşmayı bilmeyen, evi barkı, savaşları, bağlantıları olmayan, hemcinslerine ya da onlara zarar vermeye hiç gereksinmesi olmayan, hatta belki onlardan hiçbirini tanımayan, az sayıda tutkusu olan, kendi kendine yeten vahşi' olarak tahayyül etmişti."
"Rousseau, uygarlığın (modernliğin) insanlığın koşullarını iyileştirmediğini, tam aksine kötüleştirdiğini iddia etmiştir. Çünkü modernlik ve onun biçimlendirdiği modern toplum, insanlar arasındaki eşitliği tahrip etmiştir. Modern toplum, insanlar arasındaki eşitsizliğin mekanı haline gelmiştir."
"Batı uygarlığı barbarlık üzerine kurulduğundan insanlık iyiye doğru değil, kötüye insan merkezli bir uygarlığa değil, insanlık dışı bir barbarlığa doğru hızlıca yol alıyor. Nietzsche'de bu duruma işaret etmiş, 'uygarlığımız yeni bir barbarlığa doğru gidiyor.' ve 'bir barbarlık dönemi başlıyor.' demişti."
"Batı, insanlığa, katliamcı, sömürgeci, barbar ve haydut yüzünü göstermemeye gayret ediyor. Batı, kendisini "modern" "çağdaş", Batı-dışı mazlum dünyayı ise "ilkel", "barbar" olarak niteliyor ve insanlara, modern ya da çağdaş olmazsanız "barbar" olursunuz biçiminde bir dayatmada bulunuyor."