Elif

Leon Festinger'ın ortaya attığı bir kuram var...
"Doğa." Bir küvetin içinde karşımda oturmuş, gözlerime bakarken söyledi bunu. "Güvendiğin o adam olmak isterdim." "Sen zaten o adamsın." Ediz Çağıran'ın derinliklerinde yüzmüştüm ve orada güvenebileceğim bir adamla karşılaşmıştım. O adama öyle bir inanmıştım ki Ediz bile o inancı söküp alamamıştı oradan. Bir zamanlar düzenli olarak gittiğim psikolog, "Leon Festinger'ın ortaya attığı bir kuram var," demişti. "Eğer insan inancına ters düşecek bir durumla karşılaşırsa büyük bir psikolojik stresle karşı karşıya kalacaktır ve inancını terk etmek istemeyecektir çünkü inandıklarının yanlış olmasını istemez. Bu yüzden karşılaştığı ters durumlara karşı büyük bir direnç gösterebilir, onları görmezden gelebilir, hatta bu ters savunmaya karşı saldırıda bile bulunabilir. Bilinçaltını farkında olmadan kandırabilir. Peki sen Doğa? İnandıkların uğruna kendini kandırıyor olabilir misin?" Beni öldürmek üzereyken bir insana güvenmem mümkün değildi ama ona güvendiğimi söylemiştim. Ediz Çağıran benim güvendiğim adamdı fakat o adamı benden hep saklıyordu, buna inanmıştım. Bunun için sebepler bulmuştum kendime, mesela beni kaçırmıştı, değil mi? Başlangıçta öldürmek istediği biriydim, bu gerçeği kenara bırakıp bana o adamı gösteremezdi ama o adam hep oradaydı, bana bakıyordu. Buna inandım. Yanılmış mıydım?
Sayfa 70·Kitabı okudu
Alıntı
Reklam
Yaşa, bir daha yaşama şansın olmayacak
Tüm yaşananlar daha farklı olsaydı nerede olurduk diye sen de düşündün mü hiç Ediz? Daha farklı olsaydı yine de saçlarımı okşayan ellerin beni ölüme iter miydi? Şimdi o geceden çok uzakta, bir sonun içindeyken ne kadar ufak konuları dert ettiğimi anladım. Yaşa, demek istedim o kıza. Yağmurun getirdiği huzuru hisset, karanlığın içindeyken bile güneş dokunsun yüzüne. Bir daha yaşama şansın olmayacak.
Sayfa 66·Kitabı okudu
Alıntı
İlk düşüncesini hatırlamazdı insan
Şimdi o geceden çok uzakta, suyun altında, son saniyelerimi de geçmişime teslim edip gidecekken bir gerçeğin farkına vardım. İlk düşüncesini hatırlamazdı insan, son düşüncesini de hatırlayacak zamanı bulamazdı. Suyun altında kırılan ışığa bakarken benimle yok olup gidecek, bir daha benim tarafımdan bile hatırlanamayacak olan son düşüncemi karlı bir kış gününe ayırdım. Küçük bir kafedeydim, şöminede yanan odunların çıtırtısını duyabiliyordum. Ahşap masaların ve sandalyelerin kokusu burnumdaydı, hemen önümde bir fincan vardı. Huzurluydum.
Sayfa 64·Kitabı okudu
Alıntı
Mücadele etseydim bambaşka bir insan yani kendim olacaktım
"Fikirlerin ve inançların davranışlarınla bir olmadığında içinde büyük bir savaş başlar. Bir aynaya baktığında kendi yansımanı görmeyi beklersin. Ya o aynada kendi yansımanı göremezsen? O zaman ne olur Doğa? Ya o aynada yansımanı görene kadar çabalarsın ya da aynada gördüğün o yansımanın sana ait olduğuna inanırsın. Ne kadar güçlü olursan ol, güçsüz davranırsan ve bunu desteklemesi için zihnini sebeplerle beslersen günün sonunda kendini güçsüzlüğüne inandırırsın. Sen bir kurban değilsin, sadece aynaya baktığında yansımanda bunu görüyorsun ve o yansımanın sana ait olduğunu sanıyorsun. Bir kurban gibi davranıyorsun." Söylediklerine hak versem de bu cümleler zihnimin derinliklerine gömülürken aynadaki yansımayla yaşamaya devam ettiğimi hatırlıyorum. Güçlüydüm ama aynadaki yansımama bakmaktan o gücü ortaya çıkaramamış, zamanla da güçsüzlüğü kabul etmiştim. Şimdi geriye dönüp baktığımda pes etmek ne kadar büyük bir hataydı ama ben onu doğrum yapmıştım. Mücadele etseydim bambaşka bir insan, kendim olacaktım. Aynadaki bir yansıma olmayacaktım, öleceksem de ölen Doğa Güngör olacaktı. Bir aynanın karşısında kaybolmayacaktım. Kaderimse düşüncelerimi alıp sonumun başladığı o perşembe akşamına bıraktı.
Sayfa 60·Kitabı okudu
Alıntı
Bu anıyı Doğa’nın zihninden silmek istedim, ona sonsuz olasılığı sunmak istedim. Hatırlamadığı bu günde güzel bir sahilde olmasını istedim, güneş yüzüne vursun ve huzurlu olsun istedim. Belki de bir arkadaşıyla, bir barda, keyifli bir sohbetin içinde olsun istedim. Gülsün istedim, mutlu olsun istedim. Bu anı açtığı tüm yaralarıyla bana kalabilirdi ama onda yok olsun istedim. Gece'nin, "Yarasını sarmamız gerek," dediğini duydum. "Ediz, Doğa'yı bırak." Bırakmadım. Bırakamadım. Sanki onu bıraksam bütün ışığını saçacak, görkemli bir sonla yok olacaktı. Ben burada kalacaktım.
Sayfa 57·Kitabı okudu
Alıntı
Reklam