Ediz Çağıran içimde öyle büyük bir yer kaplamıştı ki yokluğu, düşenin dibine kırk yıl sonra ulaşabildiği, içinde kan ve yanıklar bulunan cehennem vadisi Veyl gibiydi.
Zaman geçtikçe, birlikte yaşama faaliyetleri ve genetik değiş tokuşun etkisiyle sonunda vicdanımızı kanımızın rengine, gözyaşımızın tuzuna karıştırdık ve bu da yetmemiş gibi, gözlerimizi içeriye dönük aynalar haline getirdik ve onlar da sonuçta çoğu zaman ağzımızla inkâr ettiğimiz şeyleri hiç çekinmeden gösterir oldu.
Kitapçıda gezerken dikkatimi çekip aldığım bir kitaptı Adelaide, ve genelde böyle kitaplar pek iyi çıkmaz benim zevkime göre hahasha. Ama bu kitabı çok beğendim ama çok... Bir kere beni tamamen içine