Efsane kitaplar serisi. Delil, kaynak bir kitapta aradığım en mühim esaslardandır. İsmiyle müsemma olarak kitap, dünyadaki yönetim, işleyiş, hâkimiyet düzenini kaynakları ile anlatmaktadır. Bildiğim kadarıyla kitabın basımı durdu veya durduruldu. Sahaftan 2. sini almıştım. Tekrar okuyacağım. Fikrimce her okurun okuması elzem, müstefid, nadide taharri kitaplarından birisi.
Bu kitap Daron Acemoğlu ve James Robinsonun kitaplarını beğenenler için elzem. Siyaset bilimi be uluslararası ilişkileri alanlarında öğrenciler ve araştırmacıları için faydalı bir kaynak.
“Onlar tahtlarında oturabilir. Ben başlı başına bir krallığım.”
Uzun zamandır okuduğum en güçlü, en ayakları yere basan kadın karakterlerden biri kesinlikle Elzem Akay oldu. Kendi dünyasında saygın bir öğretmenken, bir ritüelle kendini bambaşka bir Orta Çağ hiyerarşisinin ve Ölümsüzler akademisinin hizmetçisi olarak bulması... Nereden nereye dedirtiyor insana.Maral Atmaca yine öyle bir evren ve klan dinamiği kurmuş ki, kurgunun temposu bir an bile düşmüyor. Elzem’in o en alt sınıfa düşürülmesine rağmen pes etmeyip basamakları tek tek tırmanması, hırsı ve zekası tek kelimeyle muazzam. Fantastik, gizem ve entrika seven herkesin mutlaka kitaplığında olması gereken bir şaheser. Kesinlikle 10/10!
Fikirler İçin Ölmek kitabının bir süredir baskısı yok. Ben de Nadirkitap'tan almıştım. "Fikirler Uğruna Ölmek" insanoğlunun düşünmeye başladığı ilk andan itibaren var sanırım. Kitaba çok vurucu bir cümleyle başlıyor Costıca Bradatan
"İnsanlığa şimdiye kadar verilmiş en paha biçilmez şey ölümdür. Bu nedenle en büyük günah onu kötüye kullanıp yanlış ölmektir." -Simone Weil-
Ve kitap boyunca ismini saymış olduğum bu felsefefilerin ve düşünce kahramanlarının hayatlarının kilometre taşlarından bahsediyor. Burada özellikle Sokrates, Vico, Montaigne, Boethius ve Hadot okumayı seviyorum. (Sokrates, Hypatia, Thomas More, Giordano Bruno, Jan Patocka Giovanni Pico della Mirandola, Giambatista Vico, Nietzsche, Pierre Hadot, Montaigne, Paul Louis Landsberg, Thich Quang Duc, Boethius)
Bu tarz kitapların okurlara rehberlik yapmasına hayranım. Sizi başka kitaplara yönlendiriyor. Kafanızı kaldırıp düşünmek zorunda kalıyorsunuz. Rahatsız edici olan ölüm fikri üzerine yazılmış bir kitap olsa da ben okurken hayatımı nasıl anlamlandırabilirim ve iyi bir ölümü hak ederim diye düşündüm. Ricky Gervais'ın "After Life" dizisi geliyor akla. Gerçekten ölüm üzerine konuşabilmek ve kabullenebilmek iyi bir mizah anlayışı da gerektiriyor.
Ölüm konusu çok uzun zamandır kafamı kurcalıyor. İlk zamanlardaki o huzursuzluktan eser kalmadı. Çok sevdiğim dostlarımı erken yaşta kaybettim. Her ölümden payıma düşen dersi çıkarmaya çalıştım. Ne acı bir şey değil mi? Sevdiğiniz insanların ölümünden, kendinize daha iyi bir yaşam için ders çıkarmak... Nietzsche'nin Şen Bilim'deki şu feryadı boşuna değilmiş: "Elzem olan bir şey vardır. Birinin kendi karakterine -biçim vermesi- nasıl da büyük ve nadide bir sanat.
İşte sahip olduğumuz o hammaddeye; yani bedenimize ve zihnimize hak ettiği üzere bir sanatçı gibi davranmıyoruz.
çok tatlı bir mahalle kitabı ama düşündüğümüz mahalle yobaz bir mahalle. Kızın tek amacı evlilik, herkes sürekli dedikodu yapıyor. eğer ki ben yobaz bir mahalle okuyacağım ve feminizmden nefret ediyorum, kız dediğin şöyle olucak böyle olucak diyorsanız bayılacağınız bir kitap. Sakın kapağına kanıp aa güzelmiş demeyin ben okudum pişmanım
Her ne kadar günlük konuşmalarımızda bile öyle iddia edilse de günümüz dünyasının temel problemi özgürlük değildir Bauman'a göre. Gerçek sorunlar ise, özgürlük adı altında pompalanan bireyselliğin kolektif siyasal kapasiteyi aşındırmış olması ve neoliberal dönemin alametifarikası küreselleşme sonucu iktidarın ulus sınırlarının ötesine taşınırken siyasetin ulus-devlet ölçeğinde kalmış olmasıdır. Bu durum, yurttaşların hayatlarını belirleyen süreçleri etkileyebilme gücünü ciddi oranda azaltırken dayanışma ağlarının ve yurttaşlığın aşınmasına sebep olmaktadır.
Bauman neoliberalizmi yalnızca ekonomik boyutuyla ele almaz; neoliberalizmin bireyleri yalnızlaştırmasına, riskleri bireyselleştirmesine, kamusal sorunları kişisel bir başarısızlık hikayesine dönüştürmesine, dayanışmayı zayıflaştırmasına ve yurttaşı tüketiciye dönüştürmesine odaklanır. Dolayısıyla, Bauman için temel problem gelir dağılımı değil, siyasal kapasitenin yok olmaya yüz tutmasıdır. Çözüm ise ne neoliberal bireyciliktir ne de cemaatçilik, milliyetçilik gibi kolektivist çözüm önerileridir fakat birbirilerinin özgürlüğünü destekleyen özerk bireylerden oluşan dayanışmacı bir toplumdur. Böylece Bauman'ın özgürlük ve dayanışmayı birbirinin koşulu olarak ele aldığını görürüz. Bireycilik dayanışmanın önüne geçerken cemaatçilik ve milliyetçilik özgürlüğü kısar ve kapalı bir topluluğa yol açar. Küreselleşme ve finansallaşma gibi süreçlerin getirdiği belirsizlik ve etkisizlik insanları her ne kadar bunlardan birini seçmeye itse de bunlar yanlış çözümlerdir, hastalığı iyileştirmek yerine azdırır Bauman'a göre.
Teşhislerine bayılmakla birlikte devlet analizinde oldukça zayıf buldum bu kitabı. Devletin demokratik siyasal kapasitesi, küresel ölçekte hareket eden güçler karşısında yetersiz kaldı gibi bir analizi var
Siyaset ArayışıZygmunt Bauman · Metis Yayıncılık · 201359 okunma