Emel

"Çok ağladım diye sevdiğim o filmi Yine yeni baştan izlemek gibisin. Senle ilgisi yok; yok bilmelisin. Ben acıyı seviyorum; sebebi bu. Çok sevildim, öyle sandım. Çok da sevdim, belki yanıldım Çok yanan en çok bilense. Acılara gülümseyen anılarım Arsız duygularım var. Evet hayat hep son sözü söyler ama Benim de cümlelerim var. Yok ağladın diye değişir mi sonu? Kendi acılarını kendin çekmelisin. Aşk bana delidir, ben ona sevdalı. Can bedenden çıkmadıkça durumum bu"
1000k
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Gerçek anlamda altüst edilmiş dünyada doğru, bir yanlışlık anıdır.
Sayfa 36 - Ayrıntı Yayınları·Kitabı okuyacak
1000k
Gösteri ve fiili toplumsal etkinlik soyut bir şekilde karşıkarşıya getirilemez; bu ikiye bölünme kendi içinde de ikiye bölünmüştür. Gerçek olanı tersine çeviren gösteri, fiili olarak üretilmiştir. Aynı zamanda, yaşanmış gerçeklik de gösterinin seyri tarafından maddi olarak istila edilmiştir ve gösteriyi benimseyerek gösteri düzenini kendine katar. Nesnel gerçeklik her iki tarafta da mevcuttur. Bu şekilde sabitleştirilen her kav-ramın, aksi tarafa geçmekten başka bir temeli yoktur: Gerçeklik gösteri içinde birdenbire belirir; gösteri gerçektir. Bu karşı lıklı yabancılaşma, varolan toplumun özü ve dayanağıdır.
Sayfa 36 - Ayrıntı Yayınları·Kitabı okuyacak
1000k
Çağımızın... tasviri nesneye, kopyayı aslına, temsili gerçekliğe, dış görünüşü öze tercih ettiğinden kuşku yoktur...
Sayfa 33 - Ayrıntı Yayınları·Kitabı okuyacak
1000k
Puan vermedi·1025 syf.··
2025 6. kitabı
·
18 günde okudu
·
Okunma: 09 Ağustos 2025 11:10
Karamazov Kardeşler, Dostoyevski’nin insan ruhunun en derin kuyularına indiği romanı. Ailenin başı Fyodor Pavloviç sefahate batmış, bencil bir baba; etrafındaki herkesin hayatını, kendi çıkarı uğruna karmakarışık hale getirir. Oğulları ise aynı kanı taşımalarına rağmen birbirinden bambaşka yönlere savrulmuştur: birinde tutku, diğerinde akıl, ötekinde iman, bir diğerinde ise bastırılmış kin vardır. Baba ile en büyük oğul Dmitri’nin aynı kadına âşık olması, yıllardır biriken öfkenin patlama noktası olur. Bir gece, baba Fyodor öldürülür. Tüm deliller Dmitri’yi işaret eder, fakat işin aslı başkadır: sessiz, hor görülmüş, bastırılmış nefretini saklayan Smerdyakov, cinayeti işler. İvan, inançsız fikirleriyle ona cesaret verdiğini fark ettiğinde vicdan azabına sürüklenir; Mitya ise işlemediği suç yüzünden hapse atılır. Alyoşa ise bu dağılmış ailenin içinde hâlâ iyiliğe tutunmaya çalışan tek ışık olur. Roman boyunca Dostoyevski, “İyilik mi yoksa kötülük mü baskın çıkar?” sorusunu her sahnede yeniden sordurur. İnsan hem sevgi dolu hem zalim olabilir; hem bağışlayıcı hem intikamcı. Kardeşlerin hikâyesi, sadece bir cinayet davası değil, inancın, adaletin ve vicdanın sınırlarını zorlayan bir ruh muhasebesidir. Kitap elimde ağır bir tuğla gibi durdu; sadece sayfa sayısı değil, taşıdığı anlamlar da kolumu ağrıttı. Her satırda sanki kalbimin en karanlık köşelerine bakmak zorunda kaldım. “Herkes herkese karşı suçludur, ben en çok” cümlesinde, kendi hayatımın sessiz pişmanlıklarını gördüm. Dostoyevski, bu romanla bana hem yük verdi hem de yükün içinde saklı ışığı gösterdi.
1000k
Karamazov KardeşlerFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202545,3bin okunma