Yaşamın büyüsünü kaybetmeye başlayanlar, nostaljiden medet umarlar. Otuz küsur yıl önceki sevgililerini bulup kendi gençliklerinden, mutluluklarından ya da bir daha yakalayamayacakları aşklarının pırıltısından bir zerrenin üstlerine bulaşmasını beklerler; aynı Julien gibi.
Bazıları geçmişi tümden reddettiğini sanarak yaşar. Bu, geçmişin aslında kölesi olduğumuzu fark ettirmeyecek kadar körlük yaratan bir durum haline bile gelir, aynı Timur'da olduğu gibi.
Bazılarıysa yeni oyunları geçmişte başarılı olmuş senaryolarla oynayabileceklerini sanırlar; aynı Suat gibi.