Ne zaman sizi tanıyan birileri ortadan kaybolsa kendinizin bir şeklini yitirirsiniz.
O başkası tarafından görüldüğünüz ve tanındığınız şeklinizi. Sevgili ya da düşman, anne ya da arkadaş; varlığımızı bizi tanıyanlar oluşturur ve onların hakkımızdaki düşünceleri tıpkı bir elmas ustasının kullandığı aletler gibi kişiliğimizin farkı yüzlerini şekillendirir. Yaşanan her kayıp bizi var olan tüm şekillerimizin birleşip yok olacağı mezara doğru götüren bir adımdır.
Bir kere yola çıktıktan sonra insan doğasında neyin en iyi ve neyin en kötü olduğunu öğreneceğimiz bu ruhani yolculukta ilerlemekten başka seçeneğimiz yok. Kendi doğamızda.
Görme yetisini kaybetmişken dünyanın güzelliklerinden söz etmek ya da duyamazken müziğe övgüler dizmek zordur. Aynı şekilde kırık bir kalple aşk hakkında yazmak,hele hele sevgi dolu cümleler kurmak da çok zordur. Yine de bu bir mazeret olamaz; herkesin başına gelebilir.Tek yapılması gereken şey bunları aşmaktır, sürekli aşmak. Acı ve kayıp da "normal"dir. Aslolan kalp kırıklarıdır.