SPOİLER İÇERİR
Ana karakterimiz Holden.
Kitapta sürekli onun aklındaki sesleri okuyoruz, kafası zehir gibi olan bir çocuk ve hayal dünyası çok büyük, argo küfürlü, kendini çok bir şey sanması, ayrıca parasının olması ve bu parayı saçma sapan harcaması artık bana iğreti getirdi. Yani bu benim sevmediğim bir insan türü, çok bilmiş konuşması yaptığı, yanlışları kabul etmemesi. Aslında yüreği kalbi temiz bir çocuk ama içinde yaşadığı bir şeyler var. Kitabı okurken ben ne okuyorum, bu doğru kitap mı acaba yanlış hatalı bir basım mı aldım diye düşündüm. Artık son bölümlerde Holden’e üzülmeye başladım, yalnızlığına üzüldüm, aslında okula gidememesi, sürekli okuldan atılması, yaptığı yanlışlar onu içten üzen şeyler ama kendine bunu itiraf edemiyor. Ölen abisiyle konuşması beni üzdü, belli ki atlatamadığı bir acı var…
Kardeşine bağlılığı onu kendine getirdi.
Kitabı okurken bu kitap neden bir klasik oldu diye düşündüm, bence zamanında yasaklanması, insanlar tarafından cezbedici hale gelmiş. Kitabı bitirdim ama şu an kafamda bir sürü kişi var, o kadar çok kişi anlattı ki veya tanıştı, hepsiyle ayrı hikaye yaşadı veya kurguladı.
Gelelim kitabın adına, okuyorum kitabın adıyla bir alaka bulamıyorum ta ki 162. sayfaya gelene kadar, o bölümden sonra kitap biraz bana anlam kazandırdı, o boş tarlada bile koşan çocukları kurtaran kişi olmayı hayal ediyordu Holden…
Ve evet, şu Jane denen kızı aramıştır umarım hala aklımda takıldı kaldı…