Tatar Çölü, insan yaşamının beklentilerle dolu olduğunu ifade eden varoluşsal sorgulamalarla dolu etkileyici bir kitap. Basit olarak, Drogo isimli bir askerin, görevini ifa etmek için ıssızlığın ortasındaki bir kaleye gitmesini ve yaşamını burada sürdürmesini ele alıyor. Bu kalede, Godot’sunu bekleyen biri aslında Drogo. Hiç gelmeyeceğini bile bile günlerce, aylarca, yıllarca onu bekleyen biri. Umudun değil, umutsuzluğun romanı bu. Gündelik hayatın tekdüzeliğinde süregiden ve tek bir şey için yaşayan bir adamın hikayesi. Yalnızlığın ve hayal kırıklıklarının. Ve zamanı geldiğinde “bekleyişle geçen uzun yılların küçücük basit bir şeye dönüşmesinin”, her şeyin anlamsızlaşmasının hikayesi.
Ne var ki, hayatı çekilir kılan da, insanın sürekli olarak bekleyişi. İnsanın hayatının amacı ve varoluş sebebi, beklenen o Godot’nun gelmemesine bağlı. Ve merak etme okuyucu, o Godot bir gün gelmeyecek.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
“… birisi acı çektiğinde, acısı sadece kendisine ait oluyor, hiç kimse o acıyı birazcık olsun dindiremiyordu; bir insan acı çektiğinde, duydukları sevgi ne denli büyük olursa olsun, diğerlerinin bu yüzden acı çekmediklerini ve yaşamdaki yalnızlığı işte bu durumun oluşturduğunu fark etti.“