Emes Peyami

Emes Peyami
@emespeyami
Una scusa per non pensare.
Araştırmacı
35 okur puanı
Haziran 2020 tarihinde katıldı
Şu anda okuduğu kitap
8/10
·120 syf.··
2022 1. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 14 Ağustos 2022 00:43
Kapıların Dışında, temel olarak savaş karşıtı bir oyun. Bu kadar basit bir tanımlamanın biraz ötesinde, savaştan dönen bir askerin artık eski o olmadığını ve hiçbir şeyi bıraktığı gibi bulmadığını anlatmakta. İnsanlara, Tanrı’ya, savaşa, iyiye ve kötüye dair sorgulamalarla dolu oldukça sert bir oyun. Oyunun kahramanı Beckmann’a göre, “İnsanlar kötüdür”, hatta Nietzsche’nin “hangi cinayet kıyaslanabilir sizin bana yaptıklarınızla? Tüm cinayetlerden daha kötüsünü yaptınız bana. Gençliğimin hayallerini ve en sevgili harikalarını öldürdünüz!” dediğini hatırlarsak, işte Beckmann da insan eliyle sonuna ulaşan biri. Bu oyunda, her zaman olduğu gibi insanlar kötüdür, kapıları her zaman kapalıdır. Kapıların dışında olanlara karşı her zaman acımasızdır. Yine Beckmann için Tanrı da yoktur, varsa da merhametsizdir. Oyunun bir yerinde Tanrı’ya “Vınlayan bir bombanın benim bir yaşındaki oğlumu parçalamasına nasıl göz yumdun?” (s. 93) diye sorar. Savaş, dün de anlamsızdı, bugün de anlamsızdır. Dünya üzerinde uğruna savaşılacak hiçbir şey de yoktur.
Edebiyat
Kapıların DışındaWolfgang Borchert · Can Yayınları · 20217,9bin okunma
“Kötü bir anıyı unutmanın en iyi yolu güzel bir tanesiyle değişmektir.”
8/10
·232 syf.··
Beğendi
·
2021 7. kitabı
·
15 günde okudu
·
Okunma: 27 Eylül 2021 14:32
Tatar Çölü, insan yaşamının beklentilerle dolu olduğunu ifade eden varoluşsal sorgulamalarla dolu etkileyici bir kitap. Basit olarak, Drogo isimli bir askerin, görevini ifa etmek için ıssızlığın ortasındaki bir kaleye gitmesini ve yaşamını burada sürdürmesini ele alıyor. Bu kalede, Godot’sunu bekleyen biri aslında Drogo. Hiç gelmeyeceğini bile bile günlerce, aylarca, yıllarca onu bekleyen biri. Umudun değil, umutsuzluğun romanı bu. Gündelik hayatın tekdüzeliğinde süregiden ve tek bir şey için yaşayan bir adamın hikayesi. Yalnızlığın ve hayal kırıklıklarının. Ve zamanı geldiğinde “bekleyişle geçen uzun yılların küçücük basit bir şeye dönüşmesinin”, her şeyin anlamsızlaşmasının hikayesi. Ne var ki, hayatı çekilir kılan da, insanın sürekli olarak bekleyişi. İnsanın hayatının amacı ve varoluş sebebi, beklenen o Godot’nun gelmemesine bağlı. Ve merak etme okuyucu, o Godot bir gün gelmeyecek.
Edebiyat
Tatar ÇölüDino Buzzati · İletişim Yayınevi · 201819,8bin okunma
8/10
·83 syf.··
Beğendi
·
2021 6. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 11 Temmuz 2021 03:00
Satranç, okuduğum ilk Zweig eseri. Her ne kadar muhtemelen kısalığından, okuyucular arasında oldukça popüler olsa da Zweig’i daha önce okumak bana bir türlü kısmet olmamış idi. Satranç oynamayı seven, küçükken çok kafa yoran, ancak hiç bir zaman başarılı olamayan bir oyuncu olarak, bu kısa roman, uyku-öncesi bana güzel bir okuma deneyimi sundu. Roman, benim için bir “hiçliğe yergi hikayesi” olarak aklımda kalacak. İnsan belki aç, susuz bile yaşayabilir ama hiçliğin içinde aklını yitirmeden kalması çok zordur. Öyle ki, “yapacak hiçbir şey yoktu, duyacak hiçbir şey yoktu, görecek hiçbir şey yoktu, her yerde ve sürekli olarak insanın çevresinde hiçlik, zamandan ve mekandan mutlak anlamda yoksun bir boşluk vardı” (s. 38) diyerek hiçliğin acımasızlığını ortaya koyar Zweig. İnsan, sosyal bir varlıktır ve etrafına uyum sağlar. Virginia Satir’in de dediği gibi “insanın en güçlü güdüsü hayatta kalmak değil, etrafındakilerin yaptıklarının benzerini yapmaktır.” Etrafında hiçlik olan insan, buna da uyum sağlar ve kendi kendiyle savaşmaya başlar. Zweig da, “içimdeki Ben’lerden birinin karşısında her zaman öteki, bana göre çok ağırdı” (s. 58) diyerek aşırı tinsel yüklenmenin ortaya çıkardığı saplantıyı ortaya koyar. Burada, birine verilecek en büyük cezanın onu hiçliğin ortasına bırakmak olduğu oldukça net bir şekilde ifade edilmiş olunur. Tadı, insanın damağında kalan bu kitabı, sonraki Zweig kitabına kadar kapatıyor ve ben de kendi hiçliğimde kayboluyorum.
Edebiyat
SatrançStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2020279,2bin okunma
7/10
·88 syf.··
2021 4. kitabı
·
2 saatte okudu
·
Okunma: 23 Mart 2021 03:49
Manguel’in Dönüş adlı kısa romanı, gerçeklikle hayal arasında gidip gelen, ancak bence, çoğu kez hayal dünyasında dolaşan mini bir kitap. Okuması da dili nedeniyle oldukça kolay. Basitçe, kitap, yıllar önce terkedilen bir yere geri dönüş romanı. Kitaptaki kahramanın, “sürgüne gönderildiğini, sürgün sözcüğünde örtük olarak geri dönüş düşüncesi bulunduğunu, ancak geri dönüş olasılığının hiç bulunmadığını, dönüşün bir tekrar anlamına geldiğini, zamanın da tekrara hiçbir zaman izin vermediğini (s. 42)” ifade ettiği kısım benim için hayal gücüne dayalı bu kitapta en ilginç kısımdı aslında. Bu, yazarın, okuyucunun hayal gücüne bıraktığı olay örgüsüyle ilgili, bana aslında tek bir olasılığın olduğunu düşündürdü; yazarın eskiden yaşadığı şehre hiçbir zaman dönmediği veya dönemediği. Böyle durumlarda her zaman ardımızda kalanları hatırlarız; eski sevgili, en yakın arkadaşımızla buluşulan kafe, oradaki minik anılar, sık gidilen kitapçı, hatta öğretmenimiz. E. de Bono’nun da dediği gibi, “Bir anı, bir şey olduğunda, ancak tamamiyle sona ermediğinde geriye kalandır.” Öyle ki, burada da kitabın kahramanının terkettiği yer sürekli aklında anı olarak kaldı, ama geri dönüşün mümkün olmadığı bir durumda ancak hayali bir dönüşe razı oldu. Uyku öncesi bir solukta okunacak ilginç bir kitap.
Edebiyat
DönüşAlberto Manguel · Kırmızı Kedi Yayınevi · 2018337 okunma
7/10
·592 syf.··
2021 3. kitabı
·
62 günde okudu
·
Okunma: 06 Mart 2021 14:41
“Oysaki o kalplerde hep aynı ümit yaşar.” Okumalarımı yaparken genelde biraz da kafa dağıtmak için okuduğum kitabın yanında, bir de bir şiir kitabı okurum. Ümit Yaşar, gençliğimde şiirlerinin büyük kısmını okuduğum şairlerden biri olsa da, şiir kitabını edinmek bu zamana kadar kısmet olmamıştı. Neden bilmiyorum, iki ciltlik bu kitabı okumaya kitabın ikinci cildinden başladım; kitapta, aşk, ölüm, İstanbul, keder vs. üzerine çok sayıda şiir var. Gerçekten çok sayıda şiir var, hatta yaklaşık altı yüz sayfalık kitap, iki yüz sayfalık seçilmiş şiirlerinden oluşsaydı, belki benden tam puan alabilirdi. Öyle ki, kitap içerisinde okurken beni farklı duygulara sürükleyen şiirler oldu; bazıları o kadar etkileyici, bazıları ise lise sıralarına yazılacak kadar basit. Kitapta tek türde değil, dörtlük, serbest, koşma, gazel gibi farklı türlerde şiirler mevcut. Koşma ve gazel türlerindeki şiirler için de olmasaydı daha iyi olurdu diye düşünmedim değil. Gelgelelim Ümit Yaşar, bir nesli etkilemiş bir şair. Bir de, şiir okumak güzelleştirir insanı; size dokunan bir şiir bulursunuz mutlaka.
Şiir
Şiir Denizi 2Ümit Yaşar Oğuzcan · Everest Yayınları · 20221,912 okunma