Müslümanların iç meseleleri, asırlar geçse bile fitne unsuru olmaya devam edebiliyor. Özellikle Emevî Dönemi; ya hatasızmış gibi savunmalarla ya da çok ağır itham ve yergilerle anılan dönemlerden biri. Yazarın Sadrul-İslam kitabını ana hatlarıyla beğensem de, Emeviler döneminin ele alınışını biraz taraflı buldum. Kitapta tarihi bilgileri okurken, verilerin bir kısmının Şiî kaynaklara dayandığını belirtmek gerekir. Özellikle sahih kaynaklara hâkim olanlar, sahâbeye nispet edilen bazı sözleri okuyunca hemen o filtreleri devreye giriyor ve 'Bu söz veya şiir ona ait olamaz' diyorsunuz. Bunun akabinde kaynaklara bakınca Şiâ veya Mu’tezile kökenli olduğunu anlıyorsunuz. Velhasıl, dönemin edebiyatını öğrenmek için güzel bir eser; fakat kitaptan önce Emevî Dönemi'ni Kur'an ve Sünnet ışığında iyi anlamak gerekiyor. Ne olursa olsun, sahâbenin insan olduğunu unutmadan onlara karşı saygıyı da eksik etmemek şart. Aksi halde yanlış yorumlamalara kapı aralanabilir.
Türklerin nasıl İslam'la tanıştığı ve Müslüman olduğuyla ilgili çok fazla görüşten öne çıkan iki temel görüş var. Birincisi Türklerin kılıç zoruyla yani dönemin Müslüman Araplarıyla olan savaşı kaybedip Müslüman olduğuna dair. İkincisi ise bu görüşe karşı çıkıp Türklerin medeni ve ticari ilişkiler yoluyla Müslüman olduğunu savunuyor. İşte bu kitap Türklerin İslam'la tanışma ve Müslümanlaşma sürecini tarihi veriler ışığında ele alıyor.
Kitap, Türklerin İslam ile tanışma ve Müslümanlaşma süreci üzerine çok fazla araştırma ve eser olmadığı eleştirisiyle başlıyor. Bugüne kadar konuyla ilgili yazılmış olan önemli kitapların genel okuyucu için derlenerek ortaya çıkarıldığı belirtiliyor.
Lise yıllarında Türk tarihini ayrı İslam tarihini ayrı bir ünite olarak gördüğümüz için haliyle bu ikisi arasında bağ kuramıyoruz. Tufan Hoca güzel bir yol izlemiş ve bu iki tarihi eş zamanlı işlemiş. Yani bir yandan Orta Asya/Türkistan bölgesinde Türk devletlerinin birbirleri ve Çin gibi komşularıyla olan siyasi ve askeri ilişkilerini ele alırken diğer yandan da Hz. Muhammed'in(sav) dünyaya gelişi, peygamber oluşu, dört halife dönemi, Emeviler ve Abbasiler dönemi gibi İslam dünyasındaki olayları işlemiş.
Kitap her ne kadar Türklerin İslamlaşması üzerine yazılsa da tarihe iz bırakmış Türk devletlerinin daha önceki dini inançları üzerinde de durmuş. Mesela Bulgarların Hristiyan olması, Uygurların Maniheizm etkisi altında kalması gibi. Tabii ki Türklerin genel inanışı olan Gök Tanrı inanışına da yer vermiş. Kitabın en etkileyici kısımlarından biri Oğuzlar'ın dini inançlarını toplumsal ilişkilere çok fazla karıştırmaması ancak zora kaldıkları zaman "Bir Tanrı" diye dua etmeleriydi. Bununla birlikte Şamanizm'in Türklerin dini inançları arasında olmadığı da vurgulanmış.
Gelelim Türklerin nasıl
Kur'an ve KılıçTufan Gündüz · Yeditepe Yayınevi · 2018249 okunma
İran çok köklü kadim bir millet tarihçesi mö.658-mö549 medler ile başlıyor.Ahameniş imp Selevkos imp part imp. Sasaniler emeviler abbasiler tahiriler samaniler gazneliler selçuklular harezmşahlar timurlular safavi devleti ve afşar hanedanlığı ile devam eden iran kitabımızın konusu zend hanedanlığı ve kaçar hanedanı nın sonu ile tarihi oldukça kalabalıktır..Rıza şah Pehlevi Kaçar Hanedanı’nı son şahı Ahmed Kaçar’ı devirerek Pehlevi Hanedanı’nı kurmuş ve hemen bir anayasa çıkararak bundan sonra kaçar hanedanının başa geçmesini engellediğini (Süreyya) adlı kitabı okurken bahsetmiştik. Yorumumu sayfamda bulabilirsiniz .Pehlevi hanedanına yapılan devrim ile 1 nisan 1979 iran resmen islami cumhuriyet oldu.Beni SAdr c.Başkanı oldu Humeyni dini ve siyasi yetkileri elinde tuttu.ve iranda Humeyni devri başladı.
şimdi bir önceki hanedana KAÇAR Hanedanına değinelim.
1794-1925 yıllarını kapsar 130 yıl iranı’ı yönetmiştir.İran’da hüküm süren son Türk Hanedanlığıdır.Kaçar Boyunun (koyunlu ) Kovanlı da denir kolu tarafından kurulmuştur. Baba Muhammed Hasan Han Kerim Han zend tarafından Mazandaran da öldürüldü. Nadir şahın yeğeni adil şah Ağa muhammed hanı öldürmeyip hadım ettirdi bundan dolayı kardeşi hüseyin kuli han kovanlıların başına geçti Ağa muhammed han tahranda kerim han zend’ın yanında kaldığı süre boyunca kendisini ilim ve irfana verdi.1789 yılında iran şahı olarak tahta geçti fakat 1796 ya kadar resmi olarak taç giymedi 1794 te zend hanedanından lutf ali hanı öldürmesiyle tahta çıktı 1797 de de suikaste kurban gitti. zalimliği ve cimriliği ile tanınan ağa hizmetkarları tarafından şuşa (karabağ) çadırında öldürülmüştür. Zend Hanedanlığı ile devamlı olarak taht mücadelesi vermiştir. Zend hanedanlığı da Afşar imp. Nadir şah tarafından Doğu iran’a sürülmüş ölümünden
İslam tarihini ilmek ilmek çok güzel işlemiş. Tıpkı M.İslamoğlunun İmamlar ve Sultanlar kitabı gibi Peygamber sonra İslam tarihini tüm çıplaklığı ile okuyoruz.
Selamünaleyküm kıymetli okurlar.
Türklerin nasıl Müslüman olduğu hakkında pek çok görüş var. Kimi kılıç zoruyla, kimi de Türklerin eski inancıyla benzerliklerinden dolayı İslamiyeti kabul ettiklerini söylüyor.
Türkler nasıl Müslüman oldu kitabı sosyolojik, psikolojik ve tarihsel olarak bu konuyu derinlemesine inceliyor. Öncelikle insan psikolojisi üzerinden din değiştirme kavramını açıklıyor. Bir insan bir toplum nasıl ve neden din değiştirir; gibi sorulara cevap veriyor. Din değiştirme ile yapılan bilimsel araştırmalarla da açıklık getiriyor. Ki bu araştırmaları sayesinde kitlesel ve bireysel din değiştirme olgusunu okuyucu daha iyi anlıyor.
Türkler tarih boyunca tek bir dine mensup olmamışlardır. Gök tanrı inancı hakim olsa da Türkler din değiştirebilen bir millettir. Budizm Hinduizm Hristiyanlık Yahudilik gibi pek çok dinle karşılaşmışlardır. Bazıları bu dinleri benimsemiş ama temelde tamamen kabul etmemişlerdir. Türklerin İslam'ı topyekûn kabul etmelerinin sebepleri de bu kitapta güzel bir şekilde açıklanıyor.
Türklerin Müslümanlarla ilk karşılaşması, Emeviler dönemindedir. Emeviler Türklere İslam'ı getirmiyorlar. Sadece yağmalıyorlar esir alıyorlar. Ve en önemlisi İslam'ı tebliğ etmek gibi bir dertleri yok. Emevilerin kılıç zoru ile Türkler üzerindeki baskıları Türklerin Müslüman olmalarını yüzyıl kadar geciktirmiştir. Bu dönemi ilk karşılaşma ve tanışma aşaması olarak okuyoruz. Daha sonraki dönemde Türklerin de yardımıyla Emevileri deviren Abbasiler'in daha ılımlı siyaseti ile Türkler gerçek İslam ile tanışıyor. Abbasiler döneminde Türkler arasında gerek bireysel olarak gerekse toplu olarak insanlar İslam'a girmeye başlıyor.
Türklerin topyekûn İslam'a girmeleri yaklaşık 300 yılı buluyor. İslamiyeti kabul sebepleri de farklı farklıdır. Ancak önemli olan çok
Kitapta peygamberin mucizelerinden tutunda, yaşadığı büyük küçük çaplı olaylara kadar birçok olayın anlatıldığını görüyoruz. (Ozellikle baslangicindaki anlatimini hicbirr siyer kitabında bulamazsiniz diye düşünüyorum) Anlatımı akıcı bir dille yazılmış bencede. Ağır konuların bile ustalıkla üstünden kalkmış. Zaten piyasada da fazla peygamberimizin hayatıyla ilgili kitap olmadığından bence açık ara en iyi siyer kitabıydı diyebilirim. Kitapta bazı önemli ayetlerin nasıl zor zamanlarda nazil olduğunu, olayın oncesini anlatan kisimlarda güzeldi. Tabi Mehdi mavallarina girmeseydi daha iyi olurdu. Ama arapcasiyla Kur'an'da Hüden kelimesiyle geçen bir sıfat vardır ki Hüden zaten mehdi ile aynı anlama gelir ve uydurma hadisler bir yana Kur'an-ı Kerim'in kendisi zaten yaşayan bir mehdidir. Şahsen Peygamberin doğumu öncesinde ve sonrasında hiçbir mucizesi olmasaydı dahi, sadece Kur'an-ı Kerim'in kendisi bile mucize olmaya yeterdi. Beni kitapta en çok etkileyen ve tüylerimi diken diken eden kısım, peygamberin doğumuna yakın yaşanılan fil olayıdır(Ebrehe ordusu bkz: Fil süresi ). Yalnız yanlış hatırlamıyorsam okumama göre tek bir fil arkasında da develer vardı sanırsam. Yani bilinenin aksine fil ordusu yoktu. Yine hadis kaynaklı olduğundan ve pek guvenemedigimden peygamberin mucizelerinin de hiçbirine inanmıyorum demesem de şüpheyle yaklaşıyorum. Ama mesela şu olay Kur'an'da geçtiği için ve iki farklı şekilde yorumlanabildigi için buna inanabilirim diye düşünüyorum: Ay'ın ikiye bölünmesi olayı.(Kıyamet yaklaştı ay yarıldı, bu yorum 1969'da Ay'a çıkarken kazılarla vesaire yapılmış olabilecegi gibi Peygamber Efendimizin Ay'ı ortadan ikiye bölmesi gibi de yorumlanabilir.) Ben yine örnek verecek olursam Miraç hadisesi Kur'an kaynaklı olmadığı için asla ve kata inanmam. (50 vakit namaz