İnsanın, kendini olumlu eylemle ifade edemediği ve tek yapabileceğinin çektiği acılara doğru bir yolla katlanmak olabileceği mutlak ıssızlık durumundaki birinin, sevdiğine dair içinde taşıdığı imgeye sığınarak tatmin olabileceğini gördüm.
Ateş ısıtabilir veya yok edebilir, su susuzluğu giderebilir veya boğabilir, rüzgar okşayabilir ya da kesebilir. İnsan ilişkileri de böyledir; birbirimizi hem yaratabilir ve yok edebilir hem besleyebilir ve dehşet içinde bırakabiliriz.
Çocuklukta güven duygusunu kaybettiğimiz bir olay yaşanır. Bu yaşanan asla unutulmaz; kişi kendine acıma duygusuyla yaşar ve uzun süreli, geliştirici, anlamlı ilişkilere girmez. İnanç sisteminden dolayı hayatı bir dizi düşkırıklığı olarak görür.
"İlkinde başaramazsan tekrar tekrar dene" sözü ne kadar da doğru. Kendini suçla ve bildiğin aynı şeyleri yine tekrar et demek değil. Hatanı gör ve bir başka yol dene demek. Ta ki doğru yapmayı öğrenene kadar.
Çünkü geçmişte acı çektikleri için, bugün sevmekten korkuyorlar. Çünkü kendilerine çok kötü davranıldığı bir deneyim yaşadıkları için, unutmuyor ve affetmiyorlar.