10/10
·110 syf.··
2026 20. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 13 Haziran 2026 06:12
Yabancı, elime aldığım an beni içine çeken ve ne ara bittiğini anlayamadığım kadar akıcı, bir o kadar da sarsıcı bir deneyimdi. Sayfalar su gibi aktı akmasına ama bazı cümleler vardı ki, orada durup dakikalardan beri aynı satıra baktığımı fark ettim. Kitap bitti, kapağını kapattım ancak Meursault hala zihnimin içinde bir yerlerde yürüyor. Camus, o kadar yalın ve süssüz bir dil kullanmış ki, ilk başta hikayenin derinliğini ıskalayacağınızı sanıyorsunuz. Fakat o sadeliğin altında devasa bir absürdizm (uyumsuzluk) felsefesi yatıyor. Başkahramanımız Meursault; annesinin ölümüne ağlamayan, toplumun ondan beklediği "rolü" oynamayı reddeden, dürüstlüğü yüzünden kelimenin tam anlamıyla "yabancılaşan" bir adam. Kitap boyunca beni en çok vuran şey, Meursault’nun işlediği cinayetten ziyade, toplumun onu "anormallik" ve "hissizlik" üzerinden yargılama biçimi oldu. Toplum, kurallarına uymayanı, onunla birlikte ağlamayanı ve yalan söylemeyeni acımasızca dışlıyor ve yok ediyor. Beni derinden sarsan ve üzerine uzun uzun düşündüren o his: "Herkes bilir ki hayat, yaşanmak zahmetine değmeyen bir şeydir." Meursault’nun bu teslimiyeti mi, yoksa hayata karşı o muazzam kayıtsızlığı mı beni daha çok etkiledi emin değilim. Ama bildiğim bir şey var; bu kitap insanın yüzüne sert bir tokat gibi çarpıyor. Kendi samimiyetimizi, toplumun maskelerini ve yaşamın anlamını sorgulatıyor. Edebiyatın neden bu kadar güçlü bir araç olduğunu bana yeniden hatırlatan, kısa ama ağırlığı çok uzun süre omuzlarımda kalacak muazzam bir başyapıt. Kesinlikle tekrar tekrar okunmalı.
YabancıAlbert Camus · Can Yayınları · 2025137,1bin okunma
7/10
·209 syf.··
Beğendi
·
2026 74. kitabı
·
4 saatte okudu
·
Okunma: 10 Haziran 2026 06:07
Her hikâyenin bir sonu vardır. Ama bazı sonlar, bir veda olmaktan çok daha fazlasıdır. Son Savaş, yalnızca Narnia Günlükleri'nin son kitabı değil; çocukluğa, masallara ve yıllardır sevdiğimiz bir dünyanın son nefesine tanıklık ettiğimiz bir veda mektubu. C. S. Lewis bu kez okuru yeni bir maceraya değil, Narnia'nın kaderinin belirleneceği son yolculuğa çıkarıyor. Narnia'nın son kralı Tirian'ın hüküm sürdüğü dönemde, kurnaz bir maymun sahte bir Aslan yaratır. Aslan postu giydirilmiş masum bir eşek aracılığıyla halk kandırılır, gerçekler çarpıtılır ve Narnia yavaş yavaş kendi özünü kaybetmeye başlar. Yalanlar büyüdükçe dost düşmana, gerçek sahteliğe karışır ve sonunda Narnia tarihinin son savaşı kaçınılmaz hâle gelir. Fakat bu kitap aslında bir savaşı anlatmıyor. Bir dünyanın sonunu anlatıyor. Daha da önemlisi... Gerçeğin unutulmasını anlatıyor. Lewis bu romanda serinin önceki kitaplarından çok daha karanlık bir atmosfer kuruyor. Çünkü artık mesele yalnızca iyilerle kötülerin mücadelesi değil. İnsanların doğru ile yanlışı ayırt edemediği, yalanın gerçek gibi kabul edildiği bir dönemde yaşanan çöküşü izliyoruz. Kitap boyunca beni en çok etkileyen şey Tirian'ın umutsuzluğuydu. Kaybettiğini bile bile savaşmaya devam etmesi... Sonucun değişmeyeceğini bilse de doğru olanın yanında durması... Belki de gerçek cesaret tam olarak budur. Kazanacağından emin olduğunda savaşmak değil. Kaybedeceğini bildiğinde de vazgeçmemek.
Edebiyat
Son SavaşC. S. Lewis · Doğan Egmont Yayıncılık · 20121,318 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Lady Chatterley ve Mellors’un Aşkı
8/10
·416 syf.··
Beğendi
·
2026 36. kitabı
·
54 günde okudu
·
Okunma: 04 Haziran 2026 20:18
Güzel bir aşk hikayesi okumak isteyen herkese önerebileceğim, zaten üzerine söylenebilecek çok şey olmayan, klasik bir eser. Çeviri elbette çok şey fark ettiriyor klasik seçimlerinde. Zeplin yayınlarının bu çevirisinden çok emin olamamıştım başta, ancak farklı yayınevlerinden çıkan kitaplardan yapılan alıntılara baktığımda bu çevirinin çok güzel olduğunu gördüm. Redaksiyon için aynı şeyi söyleyemeyeceğim, tekrar eden kelimeler çokça göze çarpıyor. Filmini izledikten sonra kitabı okuma hatasına düştüm, dolayısıyla karakterler filmdeki gibi canlandı kafamda okurken. Filmin kitaba büyük oranda sadık kaldığını fark ettim birçok yerde. Ancak özellikle o muhteşem finali bence hiçbir film sahnesi anlatamaz. Okumanın keyfi tam da burada. Karakterleri sevdim, insani zaafları güzel yansıtılmış, Lawrence insan doğasını yazmakta çok başarılı. Kadın ve erkek temsilleri zamanının çok ötesinde. Dolayısıyla ilk basıldığında (1928 yılı) anlaşılmaması ve yasaklanması şaşırtıcı değil. Hatta kitabın erotik yönünden dolayı değil, tam da bu farklı erkek ve kadın temsilleri yüzünden o dönemde rahatsız edici olduğunu düşündüm. Yoksa erotizm içeren kısımlar son derece doğal bir anlatımla yazılmış. Başka kitaplarını da okuduktan sonra yazar hakkında daha net bir kanıya varabilirim diye düşünüyorum. 
Leydi Chatterley'in AşığıD. H. Lawrence · Zeplin Kitap · 20202,055 okunma
yara.
Puan vermedi·198 syf.··
2026 27. kitabı
·
13 günde okudu
·
Okunma: 01 Haziran 2026 01:19
Kitabı bölük pörçük okuyarak başladım. Bir çocuğun gözünden hayatı anlamak bu kadar zorken bir de savaş ortamındaki çocukları anlayabilmek istemedim belki de. Sonra kitap aktı. Kalbimle duygularımla okudum. Yazarın sadeliği kişideki o temel duygularla başbaşa bırakıyor insanı. Kitabın devamı olduğunu ögrendim hemen almalıydım şimdi zaman girdi tekrar o duyguya dönmek istediğimden emin değilim. Hassas kalpler için bazı kitaplar vurucu. :( Çocuklar kırdi kalbimi ama doktor daha derinde hissettirdi bu kırıklığı.
Çizgili Pijamalı ÇocukJohn Boyne · Tudem Yayınları · 202150,6bin okunma
6/10
·400 syf.··
2026 17. kitabı
·
12 günde okudu
·
Okunma: 12 Haziran 2026 15:03
Yazar bu kitabında „Roma İmparatorluğun gelişen dini ve kültürel algısını“ ele alıyor desek yanlış demiş olmayız. İmparator Augustus’un tanrısallık kültünden başlayıp Roma imparatorluğun Hristiyan dinine girmesine kadar süreci bulacaksınız. Ama şunu söylemekte fayda var, çok karışık kronolojik meselesinden ötürü zor okunan ve anlaşılan bir eserdir. Yer, yer emin ol kafam karıştı ve bazı yerleri pek anlayamadım. O’Grady, dinlerin ilahi bir anda ortaya çıkmadığını; aksine tarihsel, siyasi, sosyal ve kültürel süreçlerin ürünü olduğunu savunur.
Ve İnsan Tanrıyı YarattıSelina O'Grady · Ayrıntı Yayınları · 201977 okunma
Puan vermedi·228 syf.··
2018 116. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 09 Aralık 2018 00:00
#üçbüyükusta nın yaşam öykeleri, tarzları, yaklaşımları, edebi dehaları var bu kitapta. #balzac topluma, #dickens aileye, #dostoyevski bireye hitap etmiş, #stefanzweig ise müthiş analiziyle, anlatımıyla harmanlayıp bizimle buluşturmuş. Farklı bir anlatım olsaydı, okuyabileceğimden emin değildim açıkcası. Sığdırabildiğim ölçüde bu üç büyük ustayı, Zweig gözünden özetlemeye çalışacağım alıntılarla. Balzac: Tek bir eseriyle değerlendirilmek istemiyor, tersine bir bütün olarak, dağları ve vadileriyle sınırsız uzaklıklarıyla hain uçurumları ve coşkun çağlayanlarıyla birlikte bir manzara gibi değerlendirilmek istiyor. Bütün romanları bitirebilseydi, erişilmezliği yüzünden kendisinden sonra gelenler için bir dev, korkunç bir engel halini alırdı. Dickens: On dokuzuncu yy'da, dünyanın hiç bir yerinde bir yazar ve halkı arasında bu derece sıkı bir gönül ilişkisi kurulamadı. Dickens dindar ve saygılı oluşuyla herşeye karşı iyilik sever bir hayranlığı, sürekli bir coşkusu, bir sevinci vardı. Bu burjuva dünyasında, yoksulluk eviyle arasındaki orta tabaka da kalmayı tercih etmişti. Sadece yalın insanların yanında kendini rahat hissediyordu... Dostoyevski: İlk bakışta sınırları belli bir eserle, bir yazarla karşı karşıya olduğu sanılır, ancak bir süre sonra sınırsız bir şey çevresinde dönen yıldızları ve bambaşka müziği olan bir evren keşfedilir. Hayal ve yakıcı berraklıkta ki gerçeklik arasında durur onun dünyası. Yaşamla ölüm, dehayla çılgınlık arasında gidip gelir...
Üç Büyük UstaStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20256,3bin okunma