Söylenecek söz bittiğinde başlar âh. Yeryüzü kelimeleri acıyı ifadeye yeltenip de yersiz ve yetersiz kaldığında. Hesaplar artık bu dünyanın terazilerine sığmayıp bambaşka bir zamana ve mekâna havale edildiğinde. Mum tahtaya, can boğaza, bıçak kemiğe dayandığında.
Bu yüzden âh'ın hâli var kelâmı yok, makamı var nakli yok..
"Bedeninizi, ne yiyeceğinizi, ne içeceğinizi düşünmeyin. "Gözün eğer seni aldatıyorsa, onu söküp at; sağ elin seni günaha sevk ediyorsa, onu kes.", "Hayatı kazanmak isteyen. onu kaybetsin...",