Samim, Besim, Mefharet,Meral, Ferhat, Selmin...
Bu karakterler üzerinden romanı temellendirmiştir Safa. 1950 yılında yazmış olduğu bu romanını karakterlerin içsel dünyası üzerinde tahliller yaparak satırlara dökmüş olması yazarın psikoloji ve felsefe gibi alanlara ilgi duyduğunu net bir şekilde hissettirdi. Mekan tasvirine çok yer vermemekle beraber iç dünyalara yolculuk yapmamızı istedi. Samim'in ütopyası olan Simerenyada yazar felsefi psikolojik kavramlari incelikle eritmis. Samim'in duygusal derinlikli ifaderi kendi ile baş başa kalmış zamanları, Besim'in bir o kadar rahat ve keyifli halleri, Mefharetin kaygılı stresli dakikaları ve savrulan Selmin ve Meral... Samim'in Meral'e duyduğu derin incelikli duygular ustalıkla yer almıştı satırlarda. Bir insanın duygularıa baş başa kaldığında ne kadar yıpratıcı bir süreç yaşadığına da tanık olduk aslında cubku ksrsissindaki Meral aynı düzlemde değildi samimle. Yazarın güçlü bir kadın karakteri oluşturmamasi kadınların ne istediğini bilmeyen düşünce savrukluğunda kayıp giden insanlar olarak yansıtması biraz dikkatimi çekti doğrusu hoş erkek karakterler üzerinde de eksiklikler vardı. Onlara da öfkeliydi sanki Safa. Kitabın sonuna doğru metafizik unsurlarına yer verilerek çıkacak yangının hissedilmiş olmasına çok anlam veremedim doğrusu sanki kitabın verdiği hissiyatla pek uyusmadi ancak Samim'in Meral'e bahsettiği birinci ve ikinci kendim kısmına Meral'in intihar notunda iliştirilmiş olması dikkat çekiyordu"intihar ediyorum kendi kendimden nefretimin cerceveledigi ve cirkinlestirdigi bir dünyada yalnızım diyerek yaşadığı bilişsel çelişkiyi satırlara dökmüştü vedaya hazır değildi belki ama acı bir şekilde hayata veda etti.Okuma keyfi iyi bir kitapti. Tasvirler canlı ve akıcı tuttu. Peyami safaya teşekkürle...