Kendini yer altında bulmuş varoluş hezeyanlari yaşamış bir adamın kaleminden anlattı hayat sancısını Dostoyevski. İnsan olmak büsbütün karmaşık, çıkmaz yollar içinde çıkar yol aramak kendine var oluşuna yabancılaşmak. Tüm duygulara hem yakın hem uzak olmak. Hem çarpıcı bir şekilde yaşamak hem duyguların varlığına teğet geçmekti hayat. Kimdi bu insan varlığıyla hayattaki yeri neredeydi. Çok basit yaşamanin yanında üst güzele ulaşmak var olan bizden öteye ulaşmak ya da bunu hissettmek insanın içine sancılar doğuruyor olsa gerek karakterimiz bunu "yemin ederim ki her şeyi anlamak bir hastalıktır." diyerek açıklamıştı. Yaşamı kendini anlama çabası olarak görmeme kapı araladı bu kitap. Bazı cümleler öyle soyuttu ki zihnimde bir şema bulamadan dans ettiklerine şahit oldum. Bıraktım o cümleleri anlamaya çalışmayı anlamamak bile keyif verdi bana kendim anlamlandırmak istedim. Anlatım gücü çok çok iyi bir romandı. Olay örgüsünden ziyade karakterin iç dünyasında yaşadığı sorgulama çemberinde rol aldık biz de. Çok keyifle okuyup yoluma kattığım kitap oldu. İçimde huzur bıraktı. Dostoyevski'nin var olmuş olmasına ve yazdığı her satıra teşekkürle...