Benim için çok zordur, baktığım tablonun nerede olduğunu söylemek. Çünkü ben ona, bir şeye bakıldığı hibi bakmam, onu kendi yerinde saptamam, bakışım onda varlığın halelerinde gibi gezmektedir, ben onu gördüğümden çok ona göre ya da onunla birlikte görmekteyimdir.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Ressam tektir, hiçbir degerlendirme zorunluluğu olmadan her şeye bakma hakkı olan. Sanki onun karşısında bilginin ve eylemin emirleri erdemlerini kaybeder. "Dejenere" resme karşı çıkan rejimlerin tabloları yok ettiği enderdir: Onları saklarlar, ve burada neredeyse bir tanıma anlamına gelen bir "belli olmaz" vardır; ressamın kaçtığı için kınanması da enderdir. 1870 savaşında Estaque'da saklı yaşamış olduğundan dolayı Cézanne'a kızılmaz, herkes saygıyla onun "hayat korkunç" sözünü anar - oysa, eğer felsefenin bize "hayatı coşkuyla yasayanlar" olduğumuzu öğretmediği söylense, Nietzsche'den beri herhangi bir öğrenci felsefeyi düpedüz reddeder. Sanki ressamın uğraşında, başka her çeşit acilliği aşan bir acillik varmiş gibi.