Emine Ekşi

Puan vermedi·419 syf.··
2019 6. kitabı
Son bir haftadır kendimi muhayyel bir hayatın içerisine konuk olmuş fakat misafirperverlik görememiş hayali bi karakter olarak hissettim. Bu şaheserin sunduğu huzursuzluk imgesi beni bambaşka hüviyette bir hayatla karşılaştırdı. Esasen kitabı okuma sebeplerimden biri üzerinde çalışma yaptığım Marksist felsefeyi daha iyi anlamak ve tanımlamak üzerineydi. Yaptığım bu ikinci okuma çok daha farklı bir duyuş ve hayata dokunuşu da beraberinde getirdi. Bana fikrimi sorsalar bu kitabın başkarakteri için Mümtaz değil Suat der ve bu fikrimi sonuna kadar savunurdum. Sanki Suat olmasa ne insan ne aşk ne de toplumcu gerçekçilik olgusu bu kadar iyi anlaşılamazdı. Bu ruhsal çöküntüye uğramış ve kendi tabiriyle dinsiz olan adam kitabın en önemli çehrelerini oluşturmakta ve beni şiddetle şaşırtmakta çok başarılı oldu. Diğer bir karakter ise toplumcu bakış açısının tam bir somut örneği, ideal münevver, iyi bir aile babası olan İhsandı. Marksist bakış açısının savunduğu ferdi değil bütünü kapsayan insanlık felsefesinin yansımaları bu karakterde muazzam yansımalarla karşıma çıktı. Kitabın, herkese göre (bana değil) başkarakteri Mümtaz ise dönemin debdebesi, iç sıkıntısı, ruhsal problemleri gibi durumları bizlere tamamen bir aşk olgusu üzerinden verdi. Bu aşk tam da “romanlardaki aşk” tabirine uyan cinstendi. Ben bu kadar aşk meftunu olmayı ve onu ölümle aynı kefeye koymayı realiteden uzak ve neden bilmiyorum çok abartılı buldum. Ta ki roman ilerleyene ve bu aşkın sır perdeleri çözülene kadar. Nuran Mümtaz için bence ulaşılmaz bir ideolojinin ulaşılmaz sonuca varamayışları hissini yarattı. Mümtaz kendi iç huzuru için bir yaşam inşa etmeye çalışırken tamamen yapayalnız kaldı. Berna Moran bu kitap için ne kadar doğru bir inceleme başlığı seçmiş. “Bir huzursuzluğun romanı: Huzur.”
Edebiyat
HuzurAhmet Hamdi Tanpınar · Dergah Yayınları · 201921,3bin okunma
Reklam
Puan vermedi·80 syf.··
2019 44. kitabı
·
2 saatte okudu
·
Okunma: 08 Şubat 2019 00:33
Fuzuli... Bana bu mesneviyi tek cümleyle açıkla deseler şu cümleyi yazardım şüphesiz “Sevgilim ben ben isem, sen nesin? Sen sen isen, o zaman ben neyim?” İki bedenin yek vücûd olmasının muazzam anlatısı. Tek soluğu bir buçuk saate sığdırmak. Fuzuli’nin ruhu bugün dilimde bir duayla anılacak, elbette içine cenneteki Rıdvan bahçesine göçen Mecnun ve vefalı aşığı Leyla’yı da katarak...
Leyla ile MecnunFuzuli · Say Yayınları · 20162,435 okunma