Kötüyü anlayamaz, hissedemezsek bu dünyada savaşlar, cinayetler, kötülükler hiç bitmeyecek. En kötü insanın bile, daima bir yerlerinde saklı iyilik tohumları vardır. Cezalar kötülüğü durdurabilseydi, bugün çok farklı bir dünyada yaşıyor olacaktık. Bir insan, ancak kendi kendini bağışlayabilirse kötülükten kurtulabilir. Küskün insan iyi insan olamaz. Marifet insanları küstürmemekte, kendi gözlerinden yine kendini düşürmemektedir.
İtiraf ediyorum, kitap okumak kadar eğlenceli bir şey yokmuş! İnsan kitap okumak dışında her şeyden çabucak sıkılıveriyor. Kendime ait bir ev sahibi olduğumda, şöyle muazzam bir kütüphane edinmeyi başaramazsam kahrolurum.
Jane Austen
Fatih Sultan Mehmet döneminde başlayıp II. Bayezid döneminde sonlanan İskender Pala'nın bir solukta okunacak eseri...Molla Lütfi, Ali Kuşçu, Sinan Paşa, Bellini ve diğer ilim insanları, sanatkarlar...Annesini, babasını kaybedip "Büyük Kartalı"öldürmeye ve gemiyi batırmaya yemin etmiş Ornio veya Akbaba... İskender Pala bu eserinde diğerlerine göre daha sade bir anlatım tercih edip ağır cümlelerden kaçınmış. Kitapta Osmanlıda bilim ve sanata ne kadar önem verildiğinden bahsedilmiş. Tokatlı Molla Lütfi, Sinan Paşa ve Ali Kuşçudan dersler almış bir ilim adamı olarak kitaba konu edilmiş. Molla Lütfi döneminin en donanımlılarından ancak bir kusuru var ki ne alim tanır konuşurken ne de devlet adamı. Lafını sözünü sakınmaz. Bir konuşmasında " Hz. Ali nin vücuduna batan oku namaz kıldıkları esnada çıkardıklarını ve Hz. Ali nin bunu fark etmediğini söyleyerek "İşte namaz dediğin böyle olur, bizim namazlarımız bunun yanında bir eğilip doğrulmadan ibarettir." demesinden ötürü zındıklıkla suçlanır ve idam edilir. Kitapta Molla Lütfi efendinin sözlerinin öğrencisi olan, anne ve babası öldürülmüş ve intikamla dolu olan Ornio tarafından devleti karıştırmak ve intikam almak adına çarptırıldığı ve bu olay etrafında meydana gelen gelişmeler anlatılmaktadır. Kalemine sağlık Iskender Pala :))