Emine Yusufoğlu

İnsanın dönüşümü değişimi içten bir istekle gerçekleşir. Bunun için terapide çoğu zaman metafor kullanırız. Doğrudan söylenen şey çoğu zaman kişide savunmayı tetikler ancak metaforlar kişiye dayatma olmadan farkındalık kazandırmayı amaçlar. Aslında bu anlayış çok daha kadim. Rabbimiz kitabında insanlar öğüt alsınlar diye her türlü misali verdiğini açıklar (Zümer,27). Bu anlayışın güzel bir mirasçısı da Risale-i Nurdur. Bediüzzaman Said Nursi hakikatleri temsil ve teşbih diliyle anlatır; çünkü akıl ancak somuttan soyuta yürüyebilir.
Din
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.

Emine Yusufoğlu

, bir kitabı okumaya başladı
İmam Nevevi
9.7/10 · 4.320 okunma
Hakkın şe'ni ittifaktır. Faziletin şe'ni tesanüddür. Düstur‑u teavünün şe'ni birbirinin imdadına yetişmektir. Dinin şe'ni uhuvvettir, incizabdır. Nefsi gemlemekle bağlamak, ruhu kemalâta kamçılamakla serbest bırakmanın şe'ni saadet-i dâreyndir.
Sayfa 40
Alıntı
Aklı Mâlik-i Hakiki’sine Satmak
Kendini aklın sahibi sanmak büyük bir yanılsamadan ibaret. Onu yoktan yaratan ben olmadığım gibi gelişimini programlayan, sınırlarını belirleyen de ben değilim. Üstadın “satmak” ile kastettiği şey sahte mülkiyet algısından vazgeçmek. Psikolojideki karşılığı ise egonun kontrolü bırakmasıdır. Bu yanılsama çoğu zaman üç biçimde kendini gösterir: kontrol ihtiyacı, tümgüçlülük ve mükemmelliyetçilik. Üçü de aynı kökten beslenir “ben yeterince düşünürsem her şeyi yönetebilirim” yanılgısından. Oysa akıl bu döngüde hem yorulur hem sıkışır, çünkü güvenliği kendisi üretemez. Sahte mülkiyetten vazgeçmek ise tam da bunu kabul etmektir. Ve paradoks şudur: Akıl ancak o noktada gerçekten özgürleşir.

Emine Yusufoğlu

@emineyusufoglu
·
Mesela, akıl bir âlettir. Eğer Cenab-ı Hakk'a satmayıp belki nefis hesabına çalıştırsan öyle meş'um ve müz'iç ve muacciz bir âlet olur ki geçmiş zamanın âlâm-ı hazînanesini ve gelecek zamanın ehval-i muhavvifanesini senin bu bîçare başına yükletecek, yümünsüz ve muzır bir âlet derekesine iner. İşte bunun içindir ki fâsık adam, aklın iz'aç ve tacizinden kurtulmak için galiben ya sarhoşluğa veya eğlenceye kaçar. Eğer Mâlik-i Hakiki'sine satılsa ve onun hesabına çalıştırsan akıl, öyle tılsımlı bir anahtar olur ki şu kâinatta olan nihayetsiz rahmet hazinelerini ve hikmet definelerini açar. Ve bununla sahibini, saadet-i ebediyeye müheyya eden bir mürşid-i Rabbanî derecesine çıkar.
Alıntı
Mesela, akıl bir âlettir. Eğer Cenab-ı Hakk'a satmayıp belki nefis hesabına çalıştırsan öyle meş'um ve müz'iç ve muacciz bir âlet olur ki geçmiş zamanın âlâm-ı hazînanesini ve gelecek zamanın ehval-i muhavvifanesini senin bu bîçare başına yükletecek, yümünsüz ve muzır bir âlet derekesine iner. İşte bunun içindir ki fâsık adam, aklın iz'aç ve tacizinden kurtulmak için galiben ya sarhoşluğa veya eğlenceye kaçar. Eğer Mâlik-i Hakiki'sine satılsa ve onun hesabına çalıştırsan akıl, öyle tılsımlı bir anahtar olur ki şu kâinatta olan nihayetsiz rahmet hazinelerini ve hikmet definelerini açar. Ve bununla sahibini, saadet-i ebediyeye müheyya eden bir mürşid-i Rabbanî derecesine çıkar.
Alıntı