Kötülüğün en sık rastlanan kurbanları çocuklardır. Çocuklar hem zayıftırlar hem de kolay incinirler. Üstelik aileleri çocuklarının üzerinde nüfuz sahibidir. Sahibinin köle üzerindeki hakimiyeti ailenin çocukları üzerindeki hakimiyetinden çok da farklı değildir. Çocuğun olgun olmaması ve bağımlılığı aileye çocuk üzerinde büyük bir güç verir. Bu güç suistimale açıktır. Dahası, aile ve çocuk arasında zorunlu bir samimiyet vardır. Kölenin sahibi memnun değilse kölesini satabilir. Ancak nasıl ki çocuklar ailelerinden kaçamazsa, aileler de çocukları ve onların baskılarından kaçamaz.
Malachi Martin bildiğim en iyi özgür irade tanımını yapıyor:
"Aniden bu gücün ne olduğunu kavradı: İradesiydi, özgür iradesi. Özgürce seçebilen bir varlık olmasıydı. Bir kerede psikolojik motivasyonlara ait ruhsal illüzyonları, mantık kurallarını, boğucu ruhsal sınırlılıkları, ahlak kurallarını, sosyal zorunlulukları ve toplumsal kuralları siliverdi. Geriye sadece iradesi kaldı. Sadece seçme özgürlüğü.. seçme özgürlüğünün verdiği keder.. o geceye kadar hayatında kaç defa özgürce seçim yapabildiğini düşündü. Artık seçme özgürlüğünün verdiği keder sadece ona aitti. Sadece seçebilmek. Herhangi bir dış uyaran olmadan. Herhangi bir anının etkisi olmadan. Herhangi bir baskı olmadan. Seçimini etkileyecek herhangi bir mantık ya da neden olmadan. Ölüm ya da yaşamı düşünmeden. Zaten, şu anda her ikisine de kayıtsızdı. Tamamen özgür seçim... Seçmesi gerekiyordu. Kabul etmek ya da reddetmek özgürlüğü. Karanlığa atılacak bir adım.. sadece kendine ait. Sadece kendinin."
"Seçme kapasitemiz hayatla birlikte değişir. Yanlış seçimler yaptıkça kalbimiz sertleşir ve doğru seçimler yaptıkça kalbimiz yumuşar. Özgüvenimi, cesaretimi artıran her seçim doğru seçimler yapma kapasitemi de artırır. Öyle ki, zamanla yanlış seçimler yapmam imkansız olur.
Öte yandan, her teslimiyet ve kaypaklık beni zayıflatır ve daha fazla teslimiyet ve kaypaklığa neden olur. Sonunda özgür irademi kaybederim. Yanlış yapmamın mümkün olmadığı uç ile doğru seçim yapma irademi kaybettiğim uç arasında çeşitli seçme özgürlüğü dereceleri vardır. Hayat süresince seçme özgürlüğünün derecesi her an farklıdır. İyiyi seçme özgürlüğünün derecesi yüksek ise, iyiyi seçmek az çaba gerektirir. Eğer az ise, büyük bir çaba, yardım ve elverişli şartlar gerektirir...
Pek çok insanın hayatta başarısız olmasının nedeni kalıtsal olarak kötü olmaları ya da iradeleri olmadan daha iyi bir hayat sürememeleri değil, karar vermeleri gereken bir yol ayrımında olduklarım görememeleri, hayat onlara bir soru sorduğunda verecek cevapları olduğu halde bunun farkına varamamalarıdır. Yanlış yolda attıkları her adımla beraber yanlış yolda olduklarını anlamaları daha da zorlaşır çünkü bunu anlamak için yolun başına geri dönmeleri, enerji ve zaman harcadıklarını kabullenmeleri gerekir."
Kötülüğü anlamak için 'dış görünüş' kavramı çok önemlidir. Kötüler için iyi olmak hiç de önemli olmamasına rağmen iyi biri gibi görünmek çok önemlidir. İyi biri gibi görünmeleri yalandan başka bir şey değildir. İşte bu yüzden onlara ‘yalanın insanları’ diyorum.