Eseri yazarın 20 yıldır taşıdığı yükünü hayat limanına boşaltması olarak düşünüyorum. Başarılı her yazarın her başarılı eserinin ardında mutlaka bir yük taşımışlığı vardır. Ki o eseri de derin etkiler bırakır.
Romandaki her bir karakterin hayatın farklı bir kesitini temsil ettiğini düşündüğümde ana karakterlerden Zezenin hayatın en saf, en duru ve sabit özelliklerini taşıdığını gördüm. Hayat, zenginlikte ya da yoklukta en zor ve en kaçınılmaz yaramazlıklarını yapmaya devam eder. Önyargılı insanlar, açlık, sevgisizlik, gözyaşı, çevre baskısı, ayrılık, hasret...
Diğer bir taraftan da sanki panzehir olsun diyerek bahşedilmiş nimetleri temsil eden Zeze, karşılıksız sevgiyi, merhameti, limitsiz hayal kurmayı, sevgiye ve sevilene duyulan tatlı merakı da temsil etti. Hayatın en özel ve en sevilesi yanlarını küçük yaştaki bir çocukta görmek çok mutlu etti.
Modern dünyanın anlamını daralttığı ve körelttiği "sevgili" kavramını en güzel ve en masumane şekilde resmeder Zeze karakteri. Cinsellik, cinsiyet, bağımlılık ve sahip olmak kelimeleri ya da ifadeleriyle kirletilen "sevgili" seslenişi ve kelimesi modern insanın zihninde ve ruhunda can çekişmektedir. Sevgiyi daraltan ve tam olarak anlamayan insan, sevgiliden de en acınası şekilde mahrum kalacaktır. Portugasını bulabilen SEVGİLİ ZEZELERE gıpta etmemek elde değil. Zezesine rastlayabilen SEVGİLİ PORTUGALARA selam ve sevgiyle...