Kimin yuvası yoksa şimdi, artık kuramaz.
Kim şimdi yalnızsa, hep öyle kalacak,
uyanacak, okuyacak, uzun mektuplar yazacak
ve hıyabanlarda oraya buraya huzursuz
yapraklar sürgün verirken dolanacak.
Aşkını anlatmaya uğraşma asla
aşk varolur yalnızca dile gelmeden;
nasıl hareket ederse soylu rüzgar
sessizce, görünmeden.
anlattım aşkımı, anlattım aşkımı,
anlattım ona tüm yüreğimdekileri;
titreyerek dehşetli korkularla, buz gibi,
ah! yanımdan ayrıldı.
uzaklaştıktan az sonra benden,
bir gezgin onu elde etti,
sessizce, görünmeden:
ah, bu inkar edilmezdi.
-
Never seek to tell thy love
Love that never told can be
For the gentle wind does move
Silently invisibly
I told my love I told my love
I told her all my heart
Trembling cold in ghastly fears
Ah she doth depart
Soon as she was gone from me
A traveller came by
Silently invisibly
O was no deny
1.
neden sadece halinden
ümit kesilsin
sözcük barınaklarının
düşük yapmak kısır olmaktan daha iyi değil mi
sen gittikten sonra saatler öyle ağır ki
hemen hep sürüklemeye başlayacak
arzunun yatağını kör gibi tırmalayan pençeler
eski aşklar büyütünce kemikleri
seninkiler gibi gözlerle dolmaya görsün yuvalar
hemen olması hiç olmamasından daha iyi değil mi
yüzlerine sıçrayan karanlık arzu tekrar söylüyor
dokuz gün asla yüzdüremedi batan aşkı
ne de dokuz ay
ne de dokuz ömür
2.
tekrar söylüyorum
öğretmezsen öğrenemem
tekrar söylüyorum bir son var
son defanın bile sonu
yalvarmanın son seferi
sevmenin son seferi
rol yapmayı bilmemeyi bilmenin
söylemenin son seferinin bile bir sonu var
beni sevmezsen sevilemem
seni sevmezsem sevemem
bayat sözlerin yayığı gene kalpte
eski lavabo pompasından aşk aşk diye fışkıran ses
dövüle dövüle kesilmiş sütün suyu
değiştirilmesi imkansız sözcükler
Söndür gözlerimi: seni görebilirim,
tıka kulaklarımı: işitebilirim seni,
ve ayaklarım olmadan sana gelebilirim,
ve ağzım olmadan da seslenebilirim seni.
Kır benim kollarımı, seni sararım
kalbimle sarar gibi bir elle,
sıkı kapat benim kalbimi, beynim atar,
ve atarsan kalbimi ateşe,
taşırım seni o zaman kanıma katar.
“Burada, sınırda yapraklar düşüyor. Komşularımın hepsi barbar olsa da ve sen, binlerce mil uzakta olsan da, masamın üzerinde her zaman iki fincan durur.”