17 yaşımdayım ve yazarlık yapıyorum. Palsimis Yayınevinde yazıyorum. "Edebiyat Kulübü" adlı proje kitabı yanı sıra "Leonardo'nun Kalemi" adlı hikaye kitabının yazarıyım.
İnstagram: @emirhanseviim
İçerisinde 4 tane hikaye vardı. Öykü kitabı olarak çıkmıştır. içerisinde bulunan hikayeler:
-Leonardo'nun Kalemi
-Davetiye
-Belirsiz
-Martin ve Marla
İçerikleri psikoloji,aşk ve az da olsa polisiyeden oluşmaktadır.
Usta yazar Dostoyevski’nin ‘Yeraltından Notlar’ adlı eserini incelemeden önce, onun yaşamına değinmek elzemdir. Çünkü, Yeraltından Notlar’da Dostoyevski, yaşamış olduğu hayatın kendisinde bıraktığı tesirleri sonuna kadar ve hatta tabir yerindeyse çığlık çığlığa aktarmaktadı Dostoyevski’nin hayatına baktığımızda da sanki onun romanlarını okuyor gibi oluruz. Çünkü gerçekten çilelerle, duygusal çöküntülerle, namlunun ucuna gelmiş bir çift gözle, baskıyla, cezalarla karşılaşmaktayız. Bu yüzden burada tüm hayatını ele alamayacağım yazarın sadece inceleyeceğimiz eserde yansımasını gördüğümüz hayat kesitlerinden söz edecek ve tercihen bazı yerlerde hayatı ile eseri arasında mukayeseli bir çalışma yürüteceğiz.
Dostoyevski, romancılığa ‘İnsancıklar’ adlı eseri ile 1846 yılında giriş yapmıştır. Bu roman edebî çevreler tarafından çok beğenilmiş ve onun hakkında ‘nur topu gibi bir Gogol dünyaya geldi’ tabiri kullanılmaya başlanmıştır. Dönemin ünlü eleştiricisi ve yılmaz bir ‘toplumcu-milliyetçilik’ savunucusu olan Belinski de Dostoyevski’ye bu romanı hakkında övgüler düzerek onu kendi bulunduğu çevrelere tanıtmıştır. Yazar, ilk romanı ile bu şekilde bir üne ve saygınlığa kavuştuğunda doğal olarak müthiş bir özgüven duymaya baş Mühendislik Okulu’na başlayıp mezun olduğu ve bir yıl orduda görev alıp ayrıldığı süre boyunca tek hayali yazarlık olan ‘Ateş Fedya’nın(Dostoyevski’nin arkadaşları tarafından kendisine verilen lakap) belki de hayalini kurduğu geleceğe kavuşmasına az bir zaman kalmıştır. Bu özgüvenle tekrar yazmaya koyulur. İlk eseri ile aynı yıl ‘Öteki’ adlı romanı yayımlanır. Eserinde işlediği ‘benliğin parçalanışı’ teması büyük oranda ‘toplumcu’ olmayışı sebebi ile eleştirilmiştir ve bu eleştirilerden çoğu -ilk eserinden sonra ‘yeni Gogol’ diye anılmasına ve sonradan
Sabahın bu saatinde huzursuz eden, uykuları kaçıran, bulanıklaşıp berraklaşan şeyin Suç ve Ceza’nın kendisi olduğunu iyiden iyiye hissettiğimde geriye onu nasıl tarif edeceğime dair hararetli muammalar kalmıştı. Herhangi bir kitabın incelemesini kolaylıkla yapabilirdim, fakat bu kitap için şu andan itibaren neler yazmam gerektiği üzerinde bir karara vardığım söylenemez. Yine de günlerdir yazmak, hiç olmazsa kendime itiraf edeceğim kadar inceleme yapmaya da aynı şekilde ihtiyacım var. İncelemeleri taradım, kitapla ilgili yazılmış akademik metinlerin birkaç tanesini sabırla okudum, ilgili konuyu kendisine dert edinmiş kaynakları da aynı şekilde incelemeye koyuldum.
Bilhassa yazarın şahsiyeti üzerinde bizzat kendisinin yazdığı metinleri de okudum, fakat nafile. Lise döneminde okuduğum, cılız bir idrak ile muhtevası üzerinde düşünmediğim için birkaç zaman önce yeniden didik didik edip okuduğum bu romanın neticesi hep aynı oldu: Dostoyevski, bütün yaşamını derin sara nöbetlerine, onları da döneminin toplumuna sarıp sarmalayarak Raskolnikov’un baltasının ucuna emanet ederek Suç ve Ceza’nın içerisine serpti.
Okuyanın zihnine inecek en anlamlı balta darbesi şu 687 sayfalık kusursuza yakın romanın arasında beklemekte. Bilhassa Dostoyevski’nin sosyalist yazarları incelemek adına katıldığı zararsız okuma grubunun bedelini dar ağacına gönderilerek çekmek zorunda kaldığını, yetmezmiş gibi ölümüne birkaç saniye kala Çar I. Nikolay’ın “şaka” yaptı ortaya çıkınca kürek cezasına çarptırılarak Sibirya’ya gönderildiğini öğrendiğimde öfkem daha da katmerlendi.
Ancak öğrendiğimde öfkemi perçinleyen bu olay, Dostoyevski’yi beklendiği gibi radikal bir anarşist yapmaktansa sadece şiddetli sara nöbetlerine mahkum etti. Kitap boyunca Dostoyevski’yi temsilen Raskolnikov, Raskolnikov’u
Genç bir üniversite öğrencisi hocasından çok etkilenerek ona hayran olur. Hocasının yarım kalan eserini tamamlaması için yardım ederken eşi ile de tanışıp hocasının bir sırrını öğrenir.
Karmaşık DuygularStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202113,1bin okunma
Uzun boylu ve yakışıklı bir adam olan Teğmen Anton Hofmiller yaşamaya başladığı kasabanın ileri gelen soylularından olan Kekesfalvalar’ın evinde düzenlenen baloya gitmiş ve dansa davet ettiği kızın felçli olması yüzünden çok büyük bir gaf yaparak kızın ağlamasına sebep olmuştur. Holfmıller kıza verdiği bu elemi azaltmak için onun yanına sık sık gitmeye başlar.
Belinden aşağısı felçli olan bu kızla tanışması sonrasındaki olaylar Holfmillerin n istemi dışında örülecek “Lanet olası Hoffmiller’” e şaşırtıcı bir son hazılayacaktır.