"İsimler, isimler, isimler" dedi başka, uzaklarda kaybolmuş bir ses. "Nefesten sonra ilk giden isimlerdir ve yüreğin atışı. Anılarımızı isimlerimizden daha uzun süre saklarız. Bir Mayıs sabahı, çemberimle sopamı taşıyan dadımın, arkasındaki sabah güneşinin, esintide sallanan lalelerin görüntülerini hâlâ zihnimde saklıyorum. Ama dadımın adını unuttum. Lalelerin de."
Yüzüstü yere kapandı, gözlerinden sel gibi yaşlar akarak bir ibadet istiğrakı içinde babasının ayaklarını öptü:
–Baba... Zavallı babam... Affet beni...