Dünyadaki herkesin okuyup bi benim okumadığım, herkes okuduğu için de okumak istemediğim, filme uyarlama haberini görünce okuduğum güzel bir kitaptı. Çok kez sesli güldüm, sırıtarak okudum ve başrole kızla beraber vuruldum; bir romantik komedide olması gereken her şey vardı. Kızın bilim insanı olması güzel bir farklılıktı ama yine romcomlara has klişeler de vardı tabii. Bazı yerlerde monologlar fazla uzundu, direkt diyaloglara atladım ama onun dışında gayet akıcıydı.
Gizem ve gerilim okuru olarak o kategoriden okuduğum en iyi kitaplardan biriydi ve bu kadar iyi olmasını beklemiyordum. Tabletten okurken akıcı okuyamama rağmen 3 günde bitirdim. Herkese tavsiye ederim
İngilizce tercih ettiğim için çizgi romanından yardım alarak okuduğum bu distopya bütün abartılara değerdi, hatta daha çok abartmalıyız.
Sosyalist bir diktatörlüğün içinde bireyselleşmeye çalışan ve nasıl olduğunu çözse bile "neden?" sorusunda takılı kalan Winston sıradanlığıyla okuyucuyu rahat bir şekilde kitaba bağlıyor.
Big Brother ve parti günümüze korkutucu bir şekilde benzer, o yüzden üzerine biraz daha düşünmem gerekiyor.
Son cümleyi okuduğumda duvarla bir süre bakıştık.
Herkes bir kere değil en an 5 kere okumalı.
Bu kitap akıcılığıyla ve okuyucuyu koltuğuna kilitlemesiyle ünlü olsa da başlarda benim için akmadı ve koltuğuma kilitleyen en fazla üç yer olmuştur. Baş karakterlerin buluşmasına kadar ikisi de ayrı ayrı anlatılıp 3 koca kitap için temelleri oturtulmaya çalışılsa da özellikle de ilk kitap için bu kısmı biraz uzatmış yazar.
Hikâye güzeldi, kurgu gerçekçiydi ama sonu beni hayal kırıklığına uğrattı çünkü kitaba ismine veren Lisbeth Salander ablamız hayran kaldığım karakterine hiç beklemediğim ters bir şey yaptı ve yazarın düşündüğünün aksine diğer kitabı merak ettirmedi. Genel olarak okumaya değer bir kitap, tavsiye edilir.