Elif Mısra Yurdakul

Elif Mısra Yurdakul
21 + sanat+müzik+edebiyat+moda aşığı
“So this is what it cost, daring to follow the urge in me. No father. No lover. No family. No friend. I must go on and on. And I must go on—alone.”
Sayfa 208
Reklam
Derda senaryolarını Mitch'in yazdığı filmlerden çok şey öğrenmişti. Kişinin benliğini kırmanın birinci şartı, sopalarla dövmek değil, sahip olduğu adı reddetmekti. Sonra da yeni bir ad koymak. Sahip, ad koyandı. Evcil hayvanına ad veren bir çocuk ya da sırf kendilerine göre doğuda diye koca bir coğrafyaya Doğu diyen ve bu adı orada yaşayanlara da kabul ettirmiş Amerikalı ve Avrupalılar gibi.
Rahime'nim Ubeydullah'tan olan tek kızı on dört yaşına geldiğinde yan bloğun yaşlısı Azamet'e üçüncü eş olarak verilmişti. Bunun üzerine Rahime, kızını bir daha göremeyeceğini, görse bile tanıyamayacağını anlayınca, herhangi bir şeyi anlamaktan vazgeçmişti.
Dünyanın en eski kurumu: aile. Ya da yarısı: Anne. Babası yoktu. Gitmişti. İstanbul'a. On iki yıl önce. Annesini hamile bıraktıktan dört gün sonra. Bir daha da dönmemişti. Ama en azından insaflı davranmış ve karısını yalnız değil, hamile bırakmıştı. Allahın, imamın ve iki şahidin huzurunda evlenmişler, dolayısıyla herkes gidince geriye bir de Allah kalmıştı. Onun da kadına yararı, ancak hayatının sonunda olacaktı. Çünkü tek duası şuydu: "Allah canımı alsa da kurtulsam!"
"Seni rahatsız etmiyor mu?" demiştim. "Kocalarının manşetlik bir hikayeye dönüşmesi, bu kadar sık anılması ve hatta işini ve seni gölgede bırakması? Biri sendne bahsederken Evelyn Hugo'nun yedi kocasından bahsetmesi seni rahatsız etmiyor mu?" Cevabı tam Evelyn'likti. "Hayır" dedi bana. "Çünkü onlar sadece kocalar. Evelyn Hugo benim. Hem zaten insanlar gerçeği öğrendikten sonra daha çok karımla ilgilenecekler."
Sayfa 429 - Evelyn·Kitabı okudu
Reklam