emine çelikbaş

emine çelikbaş
Dilimin sınırları dünyamın sınırlarıdır. Die Grenzen meiner Sprache ist die Grenzen meiner Welt. The limits of my language mean the limits of my world.
Çok güzel bir hafta sonu geçirdim ve yazmazsam olmaz düşüncesiyle sizlerle de paylaşmak istedim. Geçen hafta ki herkesi Zeynep Atamer Hanım’a benzetmeler, sokakta karşılaştığımız herhangi birilerini acaba bu 1000kitaptan mıdır sorgulamalı yazışmalar üzerine, Sabiha Gökçen Havalimanı’nda kitap bakarken, arkamdan bir ses, “Zeynep, sence bu nasıl” diye. Aniden hızla arkama döndüm, acaba olabilir mi diyorum kendi kendime. Ayy çok komikti, bekliyorum belki bir şey söylerler diye. Yahu bu 1000kitap nasıl da güldürüveriyor insanın yüzünü böyle. Diyarbakır’da evlerine konuk olduğumuz yakınlarımızın mini kütüphanesi önünde, Zübeyde ablamın kitap ve yazarlar hakkında verdiği bilgiler eşliğinde, okunacak kitap listesi çıkarırken buldum kendimi. Güzel bir okuma sohbeti üzerine, yarın sizi öyle bir yere götüreceğiz ki, bayılacaksınız, biz hep gidiyoruz dediler. İlk durağımız Hasan Paşa Hanı – Ensar Kitabevi. Allahım, o ne muhteşem bir yerdir. Buram buram tarih ve kitap kokuları arasında, tazecik çayınızı yudumlarken, kitabınızı okuyabilir, sohbet edebilirsiniz. Mümkün olsa fotoğraf eklerdim buraya, yolunuz düşerse mutlaka uğrayın ya da açın bir resimlerine bakın internetten. Bir adam, ablasının kitaplarını kıskanıp, biz de evimize çok güzel bir kitaplık yaptıralım, şu şu kitapları alalım hayali kuruyorsa, o ne güzel bir adamdır, o ne güzel bir hayattır. Başka bir şehre gidip sadece kitaplarla dönenlerdeniz biz.
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Yoldaşım ; Zemheri bir havanın yalnızlığı avazımı kesmişken, Yüreğimin en derunî yerinden tuttun … Önce bir yaprak vesile oldu kalbime düşüşüne.. Korka korka atan kalbim ritmini kaybetmişken, Gözlerinin karasına düştüm... Ah yâr, geceyi kıskandıran gözlerinin nur-ı nazarına , Beni Leyla diye düşüren Mevla'ya hamd olsun...! Tuba Küçük
Gelmemenin bir vakti yoktur. İnsan coşkuyla beklerken ne kadar zaman geçerse, o büyük günün yaklaştığına o kadar inanır. Bir yıl mı geçmiş? Ne yapalım, dersiniz, hazırlanması en az bir yıl sürerdi zaten... İki yıl mı geçmiş? Gelmesinin eli kulağındadır...
Sayfa 166·Kitabı okudu
Edebiyat
"Ama o benim babam," ... "Bir yabancı değil, babam, hücrelerimn yarısı, kanımın yarısı, saçımın rengi, çene yapım ondan geliyor. Babam."
Sayfa 155·Kitabı okudu
Edebiyat
Kaderin karşısında, kedinin güzelce oynadıktan sonra öldürmeye hazırlandığı fare gibiydim. Derler ya, ne kaçabilen ne de hayatta kalmak için bir çıkış bulabilen fare o anda çıldırıp fırıldak gibi dönmeye başlarmış...
Sayfa 128·Kitabı okudu
Edebiyat