Empati, tamamen erdemli bir özellik olarak bilinir; bu da, size karşı dönmeye başladığında sorgulamayı şaşırtıcı derecede zorlaştırır. Genellikle kendinizde hayranlık uyandıran ve kolayca beğenilen bir şey olarak başlar; örneğin, bir şeylerin ters gittiğini sezme, birinin ses tonundaki değişimi okuma, söylenenin altında yatanı anlama, kendinizi çok fazla açıklamak zorunda kalmadan insanların anlaşıldığını hissettirecek şekilde yanıt verme gibi doğal bir yetenek. Bu da insanların bunu erken fark etmesine, size daha çabuk güvenmelerine ve size içlerini dökmelerine yol açar. İnsanlar sizi nazik, anlayışlı, duygusal zekaya sahip olarak bile tanımlarlar; bunların hepsi doğru ve aynı zamanda biraz eksiktir. Ancak empatik olmanın zor yanı, bu yeteneğin ne kadar çabuk sorumluluğa dönüşebileceği ve sizi, kendinize bağlı kalmak pahasına başkalarına uyum sağlamaya ne kadar incelikle alıştırdığıdır. Sorun, sınır tanımadan ne kadar kolay işlemeye başladığıdır; işte bu noktada birinin duygularını anlamaktan, onları taşımaya geçiş yaşanır. Bu çizgi bulanıklaştığında, konuşmalar artık alışveriş olmaktan çıkıp emilime dönüşür. Başkasının stresi bedeninize girer, kafa karışıklığı sizin zihinsel projeniz olur ve rahatsızlığı, o an cömertçe hissettiren ancak uzun vadede yorucu olan şekillerde kararlarınızı etkilemeye başlar. Aslında yönettiğinizi, öngördüğünüzü, ayarladığınızı, yumuşattığınızı fark etmeniz yıllar alabilir; çoğu zaman sizden istenmeden ve neredeyse hiç durmanız söylenmeden. Bu örüntü ince yollarla pekiştirilir. Empati konusunda iyi olan insanlar sosyal olarak ödüllendirilir. Başkalarının ağır, karmaşık veya çözümsüz bir durumla karşılaştıklarında başvurduğu kişi olurlar. Güvenilir kişi olarak görülürler ki bu, dile getirilmeyen bir rol haline gelene kadar güzel bir şeydir.
Substack
Gerçek iyilik, başkasının acısını ve sevincini kendisininmiş gibi duyumsama yeteneğidir. André Gide Hayatının Mutluluk Profesörü Ol! Sayfa:48
1000Kitap
Reklam
Love, no lies only truths and i’m getting it off my chest.
Ah, tell me Tell me how can someone Who loves and cares Can do such a thing? Can someone who loves and cares Kills the person who they love and care? Was it just out of fear or hate, May be they just stopped loving Or maybe many other reasons. They talk bad about love and yet, They had the best love and and effort of their lives That they may never have again, who knows. But in the end They kill and torment you many times. They cause you a lot of things, Trouble of sleep, Feeling of guilt, Lack of appetite, And many many things. The empathy you did, That they never did as you. The things they do But whenever you do the same You will be the one That is guilty, accused. The excuses they told, Every lie, Every disrespect Even though you never excused anything
İnsan ve Duygular
Politik hayvan
Japonya’daki hayvanat bahçesinde annesi tarafından terk edilen yavru makak maymun Punch dünyanın gündeminde. Doğumundan sonra sürüden de dışlanan yavru maymun, bakıcıların verdiği peluş orangutana sarılarak günlerini geçirdi. Videoları, fotoğrafları milyonlarca kez izlendi, paylaşıldı; insanlar gözyaşı döktü, “Keşke ben de sarılıp teselli edebilsem!” diye iç geçirdiler. Punch’ın durumu merhamet duygumuzu kabarttı, hepimizi etkiledi. Peki bir maymun yavrusuna böylesi açık ve yaygın merhamet gösterisi yapılırken, insanlar dünyanın farklı yerlerinde öldürülen bebekleri neden görmüyor, yok sayıyor? Mesela aynı empatiyi yaklaşık 20 bini çocuk iki yılda öldürülen 72 binden fazla Gazzeli için, açlıktan kemikleri ortaya çıkan Yemenli, Sudanlı, Somalili vd bebekler için neden göstermiyorlar? Bu sorunun cevabı biraz da Aristo’nun yaklaşımıyla “insanın politik bir hayvan” olmasında saklı. İnsanoğlu merhametini kullanırken dahi politik ve pragmatik davranıyor, risk unsurlarını hesap ediyor. İnsanlar hayvanlara karşı duydukları merhameti çok daha kolay sergiliyorlar. Çünkü bir hayvana sahip çıkmak, onu savunmak, ideolojik, dini, siyasi ya da etnik çatışmaya yol açmıyor. Hayvanın tarafı,  mezhebi, siyasi görüşü, ideolojisi yok. “Öteki” addedilecek bir kimliğe sahip değiller. Onu savunduğunuzda kimse size “vatan haini”, “dinsiz”, “bölücü” ya da “terörist yandaşı” demiyor. Devlet mekanizmaları, ideolojik kamplar, medya trol orduları devreye girmiyor. “Merhametiniz” konfor alanında kalıyor; vicdanınızı rahatlatıyorsunuz. Bir paylaşım, bir like, bir yorumla “iyi insan”, “merhametli” olabiliyorsunuz. Sosyal psikoloji bu fenomeni uzun zamandır açıklıyor. Leon Festinger’ın Bilişsel Uyumsuzluk Teorisi, insanın kendi eylemleriyle inançları arasında çelişki yaşadığında rahatsız olduğunu
Tarih-Araştırma
Birisi boğulmak üzereyken ona yüzmeyi öğretmenin zamanı değildir. — Adele Faber
1000Kitap
Oruç bizi diğer insanlara çocuklara yaşlılara dullara hastalara mazlumlara açlara duyarlı yaptığında amacı bizde karşılık bulmuştur.
1000Kitap
Reklam
Reklam