"Mutluluk ve erdemin sırrıdır yapmak zorunda olduğun şeyi sevmek. Tüm şartlandırmaların amacı budur: insanlara, kaçınılmaz toplumsal yazgılarını sevdirmek."
Bilimkurgu distopik kitaplar okumayı çok severim.Cesur yeni Dünya 'da bu türün en üst sırasına yerleşti benim için.İnaılmaz bir hayal gücü kusursuz bir kurgu...
Kitabı okuduktan sonra bu turde okuduğum kitaplardan mevcut olanları görsele ekledim (otomatik portakal ve açlık oyunları ödünç verdiğim kişilerde)
Kitap 26. yy da geçiyor. Bir grup gencin Newyork kuluçka şartlandırma merkezini gezmesiyle başlıyor. insanların küçük tüplerde oluşturulup gruplaştığı zevklerinin, düşüncelerinin,yaşam tarzlarının,bedensel ve karakteristik özelliklerinin hatta mesleklerinin bu kurumda şartlandırma yoluyla belirlendigi bir merkez Alfa- Beta -gama -delta gibi gruplara ayrıldıgı daha tüpteyken Alfaların üst düzey yönetici gamaların toplumun en alt katını oluşturulacaklarıı şartlandırılıyor embriyolara.. delta olacaklara alkol veriliyor vs.. (gelişmeleri engelleniyor)...
Bireysel yaşam söz konusu degil aşk sevgi aile anne baba çocuk kavramları müstehcenlik olarak şartlandırılıyor "herkes herkes içindir" düşüncesi hakim insanların yapay merkezlerde eğlendirilmesi yapay kimyasallarla haz duyması saglanıyor. Mutluluk temel şart Tanrı yok felsefe yok şiir yok edebiyat yok insanı mutsuzluğa itecek hiçbir şey yok. Ölüm bile sıradanlaştırılmış...
Böyle bir dünya 'da yaşamak ister miydiniz
Bir de bu dünyqnın dısında vahşilerin yaşadıgı ayrı bölgeler var hala doğal doğum ve ölümlerin yaşandıgı ebeveynliğin ahlakın yer aldıgı fakat medeniyetin uğramadıgı geri kalmış toplumsallaşamamış toplumlar...
Okurken bir karmaşayı yaşatıyorr size hangi dünya daha saglıklı ikisi de itici geliyor bir süre sonra yazara kızıyorsunuz neden ikisinin ortası bir toplum düzeni varetmemiş diye.. Sanki bu sorumu duymuş gibi sonsöz de yanıt geliyor yazardan
Yazıldıgı yıllarda yani 1930 larda bu karmaşayı
Yoksulluk ayıp değildir, doğru, ama sarhoşlukta erdem değildir kesinlikle.Fakat sefalet ayıptır.İnsan yoksul da olsa ruhundaki asaleti koruya bilir.Fakat, sefalete düşünce asla...Bir kimseyi sopa ile toplumun dışına atamazlar, daha da alçatmak için süpürürler.Doğrudur da...
Çünkü sefalete düşünce kendimi ilk suçlayacak benimdir.İnsan kendi yüzünden meyhaneye düşer.