sonra küçük kedi öldü, şimdi de sen. sonun başlangıcı bu. hatıralarla yetinmek zorunda kalacağım. eski dostlarım maziyi yâd etmek hoşuma gidiyor. iyi bir hatıra iyi bir şarap gibidir, yalnız içmemek gerekir. akranlarımın birer birer öldüğünü gördükçe, beni en çok, "hatırlıyor musun?" diye sorabileceğim kimsenin kalmayacağı gün korkutuyor.
elden ne gelir, yaşamaya devam edeceğiz dayıcığım! yaşamaya devam etmek zorundayız bir tanem! uzun, çok uzun günler, sonu gelmez akşamlar bekliyor bizi. alnımıza yazılı çilemizi sabırla çekeceğiz. başkaları için çalışacağız. şimdi de, yaşlılık günlerimizde de çalışacağız... huzur nedir bilmeden durmadan dinlenmeden çalışacağız... sıramız gelince sessiz ölüp gideceğiz... öte tarafta, dünyada çok acı çektiğimizi, hep ağladığımızı, bir gün mutlu olmadığımızı, sürekli üzüldüğümüzü söyleyeceğiz. tanrı acıyacak bize, bana da, sana da... dayıcığım, sevgili vanya dayıcığım! orada apaydınlık, güzel, pırıl pırıl bir dünyamız olacak. mutlu günlerimiz olacak orada, burada çektiklerimize, yaşadığımız mutsuzluklara dönüp sevgiyle, gülümseyerek bakacağız... huzur içinde dinleneceğiz... inanıyorum buna dayıcığım, bütün kalbimle inanıyorum, bütün ruhumla inanıyorum.
Yağmur şimdi diner, doğada her şey canlanır, ferahlar, solumaya başlar... yalnızca beni ferahlatmaz yağmur. hayatımın boşa harcanıp gittiği düşüncesi gece gündüz karabasan gibi boğuyor beni. geçmişin yok, ahmakça, boş şeylere harcadım gitti onu, bugünüm ise anlamsızlığıyla, saçmalığıyla daha da berbat... işte size hayatım ve aşkım: nereye saklayayım bu ikisini? ne yapayım bu ikisini? duygum bir çukura düşen güneş ışını gibi yok oldu gitti, ben de öyle yok oluyorum.