Emrah Gülşen

Emrah Gülşen
Mühendis
Ankara
64 okur puanı
Eylül 2019 tarihinde katıldı
Daha önce iki kitabını çok severek okumuş olduğum Marguerite Yourcenar' ın bu kitabını kötü çeviri (Kırmızıkedi) yüzünden yarım bırakıyorum. Okunacak on binlerce kitap varken kötü bir çeviriye ayıracak vaktim yok maalesef. Yazık olmuş kitaba bence. Başka bir yayınevinden bulabilirsem tekrar okumaya başlayabilirim.
ZenonMarguerite Yourcenar · Kırmızı Kedi Yayınevi · 202328 okunma
Reklam
2/10
·153 syf.··
2021 12. kitabı
Bu kitabı sevmeyi dışlayan bir sevmeme ediminin tüm olası formasyonlarının bir difarensiyel olgu yaratmasının uzay zamanda oluşturduğu kilit diyagramların tekil durumlar üzerinde yarattığı baskıdan kaçmak pek mümkün görünmüyor. Fakat bunlar konik olan veya konik olmayan komik olguların ilksel postulalarından başka bir şey değildir. Tam bu noktada ortaya çıkan şey; uzay-zamanda var olan ve olguya içkin sözcelerin yarattığı fonsiyonların biçimselliklerinin hem kendini kapsayan hem de kendine aşkın durumlarında meydana gelen söylemsel kırılmalardır. Buna dışsal zamanda yumurtlayan terbiyeli tavuk partisyonu demek mümkün görülmekle beraber namümküniyeti her zaman olguya içkin ve haliyle düalizm yaratan topolojik bir mikro-segmentsel kavram olarak varlığını koruyacaktır. Yukarıdaki paragraf ne kadar anlamlıysa bu kitap da o kadar anlamlı benim için. Çoğunluğu kabuller üzerine kurulu yani hiçbir şey söylemiyor olma ihtimali kendine içkin:), ampirik olmayan olgular ve söylemler üzerine ne dediği belirsiz fakat sanki fiziğin en derin teoremlerini anlatırcasına ezoterik, komplike ve anlaşılmaz olmaya çalışan ama aslında hiçbir şey hakkında her şeyi ya da her şey hakkında hiçbir şey söyleyen bir kitap. Ve bu kitabı okurken Arthur Schopenhauer’in şu cümlelerini hatırlamamak mümkün değil: “Söylenmeye değer herhangi bir şeyi olan kimse onu yapmacık ve gayritabii ifadeler, çetrefilli deyimler ve karanlık telmihler içinde gizleme lüzumu duymaz. Tam tersine o bunu olabildiğince yalın, açık ve naif biçimde dile getirmesini bilir ve dolayısıyla hedefini bulmayacağından (beklenen etkiyi uyandırmayacağından) en küçük bir kuşku duymaz.”
FoucaultGilles Deleuze · Norgunk Yayıncılık · 201372 okunma
Coğrafya kaderdirin manifestosu
10/10
·430 syf.··
2020 412. kitabı
Bu kitap, coğrafya kaderdir deyişinin bir manifestosu adeta. Kesif bir karanlığın içinde yaşayan, katlanarak artan acılar bombardımanında çırpınan, sürekli delirmenin, intiharın, ölmenin ve öldürmenin eşiğindeki, kaçabilecek hiçbir yeri olmayan, adeta diri diri mezara gömülmüş insanların hikayesi anlatılıyor kitapta. Ve yazar Khaled Hosseini, bu acılarla yoğrulmuş coğrafyanın, Dante’nin cehennemi misali en dipteki katmanında yaşamak zorunda kalan milyonlarca kadınının içinden seçtiği iki kadın üzerinden kuruyor hikayesini. Erkek egemen bir dünyada kadın olmak hiçbir yerde pek kolay bir uğraş değil elbette fakat Ortadoğu ve özellikle hikayenin geçtiği Afganistan’da dünyaya gelme şanssızlığına uğramış bir kadınsanız vay halinize. Talibanın ülke yönetimini ele geçirmesiyle acıları daha da katmerlenen, yanında bir erkek olmadan sokağa bile çıkamayan, nereye giderlerse gitsinler burka dedikleri insanlık dışı bir kıyafeti giymek zorunda olan, erkeğin karşısında hiçbir söz hakkı olmayan, sadece bir cinsel obje ve bir doğum makinesi olarak görülen, adeta salt varoluşları nedeni ile bile şeytani bir günah nesnesi muamelesi gören kadınlar. Saf cehaletle vücut bulan kötülüğün milyonlarca insanın hayatını nasıl mahvettiğini görmek duyarlı okuyucular için üzücü bir deneyim olacak olmakla birlikte gerek anlatı gücü, gerek kurgusu ile bir o kadar da etkileyici bir okuma olacaktır diye düşünüyorum. Açıkçası ben kitabı okumaya başlamadan önce, henüz zamanın sınavından geçmemiş, güncel ve popüler bir kitabın vasata hitap ediyor olma riskinden dolayı bir miktar önyargı beslemiyor değildim. Fakat, beğenilerine güvendiğim bazı insanlardan aldığım tavsiyelerin de etkisiyle okumaya karar verdim kitabı. Ve iyi ki de okumuşum diyorum.
Bin Muhteşem GüneşKhaled Hosseini · Everest Yayınları · 2026119,3bin okunma
10/10
·552 syf.··
2020 148. kitabı
Genel olarak bilim-sanatın özel olarak edebiyatın estetik haz, güzel vakit geçirtme, öğretme vs… bileşenlerinin ötesinde ve yine tüm bu bileşenlerin harmanlanmasıyla ortaya çıkan başat etkisi evirmek-devirmek-dönüştürmektir. Haliyle hem birey olanın hem toplumların tarihsel değişim-dönüşümü esasında düşüncenin değişim-dönüşümüdür demek mümkündür. Bu nedenle de tarih boyunca, yapıcı yıkımdan korkan, statükocu, geçmiş(ölü-ölüm) sevici, sadece belirli bir zümrenin çıkarları için hareket eden totaliter yapıların en önemli dertleri düşünce ve düşünceyi üreten yazarlar-çizerler-sanatçılar-filozoflar olmuştur. Bu süreç, totaliter yapının gücü yettiği oranda hem fikir üreteni yok etmesi veya hapsetmesi hem de fikrin hayat bulduğu eseri yok etmesi veya yasaklaması şeklinde işletilmiştir genelde. Çünkü bahsedilen düşünsel üretim etmenleri bu tür kötücül yapılara doğrultulmuş en yıkıcı silahlardır. İşte bu kitap da bence öylesine güçlü bir silah. Bir diktatörlüğün aslında ne olduğunu, içinde ne tür çirkinliklerin saklandığını, koca koca insanların çıkar ve korku sarmalında ne hallere düşebileceklerini takdir edilesi bir dil ve kurgu ile anlatabilmeyi becermiş Llosa
Teke ŞenliğiMario Vargas Llosa · Can Yayınları · 20191,597 okunma
Puan vermedi·539 syf.··
2020 388. kitabı
Foucault'nun cinsiyet, toplum, siyaset, biyopolitika, panoptikon vs. üzerine fikirleri, söylemleri, teorileri toplum-siyaset-felsefeyle ilgili okuduğum, izlediğim, dinlediğim şeylerde birçok kereler karşıma çıkmıştır. Söylediklerini zekice ve ufuk açıcı bulmamdan dolayı da Foucault okumaya karar verdim. İlk okuduğum kitabı da Kelimeler ve Şeyler oldu. Anladığım kadarıyla özetlemeye çalışırsam; ressamın hem resmi çizen hem resmin içindeki olduğu yani gösteren gösterilen ilişkisinin yer değiştirdiği bir döngüselliği yansıtan Velazquez'in Las Meninas'ından yola çıkan Foucault şeylerle ve olgularla dilin ilişkisini, dil ve bilim etkileşimini, 17. yüzyıl öncesindeki ve sonrasındaki bilim dilindeki değişimi ve bunun şeyleri anlamamıza ve yorumlamıza olan etkisini anlatmaya çalışmış diyebilirim kabaca. Ekonomik olguları dahi dil yapısı üzerinden anlatmaya çalıştığı bu zorlayıcı kitabı okurken zihnimde sürekli bir serbest çağrışım kargaşası yaşansa da anlatıyı genel bir bağlama bir öze oturtabildiğimi söyleyemem. Belki de oturtmak gerekmiyordur. Zira fazlasıyla yoruma açık öznel soyutlamalarla kurulmuş bir hipotezler bütünü diyebilirim kitap için. Belki de okurken yanınızda Foulcault'un kendisi olmalı ki bu cümlede, bu bölümde ne demek istedin diye sormalısınız kendisine:) Ancak o zaman anlaşılabilirmiş gibi. En azından ben öyle hissettim. Fakat Foucault değer verdiğim ve anlaşılması gerektiğini düşündüğüm bir entellektüel olduğundan şimdi biraz Foucault üzerine yazılmış kitapları okuduktan sonra diğer Foucault kitaplarını okumayı düşünüyorum ki daha anlaşılır olabilsin.
Kelimeler ve ŞeylerMichel Foucault · İmge Kitabevi Yayınları · 2017582 okunma
Reklam