çok da mağrûr olma kim meyhâne-i ikbâlde biz hezârân mest-i mağrûrun humârın görmüşüz
• (makam sahibi olunca böbürlenme; sarhoş olup sabahında baş ağrısı çekenleri görmüşüz)
top-ı âh-ı inkisâra pây-dâr olmaz yine kişver-i câhin nice sengîn hisârın görmüşüz
• (kalbi kırik olanların attığı ahların bir top gibi kuleleri yıktığını görmüşüz)
bir hurûşiyle eder bin hâne-i ikbâli pest ehl-i derdin seyl-i eşk-i inkisârın görmüşüz
• (dertlilerin gözyaşlarıyla oluşan sellerin gösterişli evleri yıktığını görmüşüz)
bir hadeng-i cân-güdâz-ı âhdır sermâyesi biz bu meydânin nice çâbük-süvârın görmüşüz
• (gariplerin tek sermayesi olan ah silahının, hızlı süvarileri yere serildiklerini görmüşüz)
bir gün eyler dest-beste pây-gâhı cây-gâh bî-aded mağrûrun sadr-ı i'tibârın görmüşüz
• (yüksek makamda oturanların gün geldiğinde hizmetçi olduğunu görmüşüz)
kâse-i deryûzeye tebdil olur câm-ı murâd biz bu bezmin nâbîyâ çok bâde-hârın görmüşüz
• (gururla kaldırdığın o kadehin gün geldiğinde dilenci çanağına döndüğünü görmüşüz)
Urfalı Yûsüf Nâbî