Kelimeler kar taneleri gibi etrafımda uçuşuyor. Her biri narin ve eşsiz, yere düşmeden avcumda eriyip gidiyor. İçimde derinlerde kocaman bir yığın halinde birikiyorlar. Birbirine geçmiş düşüncelerden, cümle ve deyimlerden dağlar. Zekice ifadeler. Espriler. Aşk şarkıları...
Bana veya benim hakkımda söyledikleri her kelimeyi öğrendim, sakladım ve hiç unutmadım. Hiçbirini. Düşünce ve kelimelerin karmaşık işleyişini nasıl çözdüm bilmiyorum ama bu kendiliğinden ve hızlıca oldu. İki yaşıma geldiğimde tüm anılarımda kelimeler, tüm kelimelerimin de bir anlamı vardı. Ama sadece zihnimin içinde.
Şimdiye kadar tek kelime konuşmadım. Neredeyse on bir yaşındayım...
Melody, seçme şansın olsaydı konuşabilmeyi mi isterdin yoksa yürüyebilmeyi mi?
Konuşmak. Tahtamda işaret ettim. Kelimenin üzerine tekrar tekrar vurdum. Konuşmak. Konuşmak. Konuşmak...
Söyleyecek öyle çok şeyim vardı ki...