Yine sinirlendin bir şeylere, trafikte sol şeritten ağır ağır giden şahıs çok sıktı canını, söylendin ve sesinde yükseldi biraz belki camı açıp onun duyacağı şekilde hakaret ettin ve kapattın camı. 10 saniye geçti ve neden böyle fevri davrandığını düşünmeye başladın. Pişman oldun o vakit. Keşke sinirlerime hakim olabilseydim diye serzenişte bulundun, eh ne farkım kaldıki diğerlerinden diye söylendin içten içe. Duygularını bastırıp sessizce yoluna bakmalıydın öylemi ? Çabuk sinirlenebilen, öfke duvarını kolayca aşabilen sen duygularını görmezden gelerek susmalısın bir kere daha ah tabi okuduğun psikoterapi kitapları sana sinirlerine hakim olman gerektiğini söylüyor neyseki. Peki bastırılmış duygularınin hayat ırmağında farklı noktalarda zuhur edeceğini de biliyormuydu her sabah 2 şer saat okuduğun o kitaplar ? Trafikte sinirlenmek bir acizlik, değiştirilmesi gereken gereksiz bir travma değildir. Sinirlen, kus öfkeni, nefret et insanlardan, bağır, söylen, küfret. Nasıl olsa küfretmeyecekmisin ufak bir çalkantıda ? Böylesi daha kolay ve doyurucu olurdu öyle değilmi ? Bugün kendin için bir iyilik yap ve değiş. Farkındalığına var, seni sen yapan, seni eşsiz kılan hiç bir değerin önüne set çekip duygularını bastırma. Küfretmeyi bastırmak yerine, küfretmeyi sevgiye dönüştüren bir insan ol. Çok mu ütopik ? Çokmu alışıla gelmişin dışında ? Hiçte değil. Küfretmek acizlik değildir, mesele hayatın kozmik varoluşsal sancılarını özümseyerek farkında olmak, farkında oldukça sevmek, insanı sevmek, doğayı sevmek, hayatı sevmek. Tüm bunlar zuhur ettikçe dünyana daha az nefret, daha çok sevgi biriktirecek kalbin ve öfken bir kuş gibi uçacak nefretinle beslediğin karanlığından. Dilediğin giɓi yaşa, özgür ol, böyle daha güzelsin.