1 buçuk saatlik uzun bir koşu ardından gun batımında kitap okurum cüretiyle banka oturmamla yanıma bu tuhaf, tatlı kedicik oturdu. Şevkat istermiş gibi triplere giriyor. Cipslerimide yiyip bitirdi. Kitap falan acamadım, öyle bakışıyoruz. Saçma, belki absürd bir his belki ama çokta farkımız yokmuş gibi hissediyorum, ne ben onu uzaklaştırmak konusunda ısrarcıydım ne de onun gitmek gibi bir alışkanlığı vardı, öylece bakıp sevgi dileniyoruz birbirimizden saçma bir o kadar gerçekçi, hayat gibi.
Atalarımızın hayatta kalmasını sağlayan 'savaş ya da kaç' içgüdüsü, bugün modern hayatın görünmez streslerine karşı savunmasız kalmamıza neden oluyor. Bedenimiz hâlâ taş devrinde, zihnimiz ise 21. yüzyılın hızında.