Çünkü bilgi bilgelik getirmez, bilgelik farkındalık ile gelir. Okuyarak bilge olacağını düşünmek zihnin bize uyguladiği en büyük duygusal şiddet olabilir. Bu, daha çok okumaya ve içten içe yetersiz hissetmeye sebebiyet verir. Okunan kitaplarla bütunleşmek, bir felsefi akımın insanı olmaya çalışmak özünde; insanın doğasındaki " Bir topluluğa ait olma dürtüsü" kavramıyla açıklansa da her bireyin farkındalik düzeyinin farklı olması kişisel gelişim yolculuğunun bir yanılgı olduğu fikrini fazlasıyla güçlendiriyor. Dolayısıyla özünde kişi, okuduğunun insanı olmak yerine olduğu insanı iyi okuyabilmeli ve ona göre bir yaşam inşaa etmelidir.
Belki de sorun yalnızca senin zihninde değildir. Belki de insanın doğası ile modern dünyanın senden talep ettiği yaşam biçimi arasında derin bir uyumsuzluk vardır. Binlerce yıl boyunca doğanın içinde, belirsizlikle, keşifle ve hayatta kalma dürtüsüyle yaşayan bir türün; bugün belirlenmiş saatler, tekrar eden rutinler ve mekanik sorumluluklar arasında sıkışması kaçınılmaz bir gerilim ve kalıtsal bir kaygı bozukluğu yaratıyor.
Modern insan çoğu zaman güvenlik, düzen ve konfor adına özgürlüğünün bir kısmını sessizce teslim ediyor. Hayatlarımız daha güvenli, daha planlı ve daha öngörülebilir hale gelirken; ruhumuzun bir parçası sanki bu düzenin içinde yavaş yavaş körelmeye başlıyor. İçimizde hâlâ bilinmeyene doğru yürümek isteyen, keşfetmek isteyen, risk almak isteyen o eski insanın sesi ise zaman zaman bu düzenin içinden yükselip kendini hatırlatıyor.