Mehmet Ali yokuştan indi.Dereyi geçti. Tarlaların içinden geçerek yola doğru ilerliyor. Dört arkadaştılar. Bir defa dönüp arkalarına bakmıyorlar. Belki bakmayı erlik saymıyorlar. Bunlar belki, yarınki Türk zaferinin isimsiz kahramanları olacaklar . Belki de... Ne olursa olsunlar şu dakikada uzaklaştıkça küçülen , uzaklaştıkça küçülen bu dört sülietin, sabahleyin okullarına giden dört çocuktan farkı yok.
''Her akşamüstü sanıyorum ki, artık dünyanın sonu gelmiştir.Üzerinde yaşadığım bu toprak, ya içindeki gizli dert ile şişip çatlayacak ya da bir dehşetili gürültü ile yerin dibine doğru çöküp gidicektir.Onun içindir ki, her sabah, gözlerimi açar açmaz, derin bir hayal kırıklığına uğrarım.''
Bir adamı asarlar,bu asla işe yaramayan bir cezadır; sadece aile bireyinin kalbini kırar ki bu çok ağır bir cezadır. Karısını döven bir adama hapishanede konforlu bir şekilde bakıp onu beslerler, masum karısını ve ailesini ise açlığa terk ederler.