“İhsan Oktay Anar kitapları, kolayca incelenecek ve uzunluğu ile derinliği ne olursa olsun “tamamlanmış” incelemeler yapılabilecek kitaplardan değil. İyi ki de değil. Öncekilere nispeten Galîz Kahraman, dili itibariyle daha yüzeyden, olaylar itibariyle daha yakın dönemden gitmesine rağmen İhsan Oktay Anar kitapları ile ilgili bu geleneği bozmuyor. Roman bölüm araları olmaksızın, sayfa atlamasız başlıyor ve baş kahramanı gibi hiperaktif, deli dolu bir düzensizlikle ilerliyor. “Düzensiz” ifadesine takılmayın; kurgusu itibariyle pek çok tezatı birbiriyle barıştıran yazar, düzensizliklerle düzen de sağlıyor.
Kitap incelemelerinde “Kitabı koysaydın bari” dedirtmemek, hem de fazla ipucu vermemek adına alıntı yapmam fazla. Bu seferlik birazcık bozmak durumundayım bazı noktaları somutlaştırabilmek için. Kitabı bitirmeyenlere sorun olmasın diye o kısmın başına ve sonuna [SPOILER] işareti koydum.Öte yandan “spoiler” dediğimiz ipuçlarının Galîz Kahraman’a zarar vereceğini de düşünmüyorum. Zira Galîz Kahraman, sıradanlığıyla kahramanlaşan İdris Âmil’i anlatırken, roman da bir dizi aleladelikten fevkaladelikler yaratıyor.
İhsan Oktay Anar Külliyatından Farkı
Galîz Kahraman‘da, önceki romanlarından nispeten farklı olarak yüzeye ve bugüne yaklaşmış bir İhsan Oktay Anar görüyoruz. Amat’taki, Yedinci Gün’deki o karanlık, gizemli ve efsunlu atmosferden çıkıp sokağa, zaman zaman absürd öğeler sunulsa da sıradan insanların, sıradan ortamlarına gdiyoruz. Öte yandan romandaki zaman dilimi de önceki romanların aksine bugüne daha yakın. “Sokaktaki sıradan insan” tabiri sakın ola “yurdum insanı” masumiyetini aklımıza getirmesin. İhsan Oktay Anar, hayalgücüyle süslediği realizmini bu romanda daha da zirveye çıkarıyor. Başta İdris Âmil Hazretleri olmak üzere, iyiliği ve saflığı ile