Emre

“Kaldı ki bugün harbin hikâyesi, artık insanın hikâyesi olmaktan da çıkmıştır. Şimdi tekniğin, teknolojinin kudreti, aktif bir faktör olarak, adına insan denilen garip yaratığın kaderini, harpte de barışta da, dilediği gibi yoğurur. Şimdi insanlar değil, insanların hayata davet ettiği, sonra da birtürlü nizam altına alamadığı kör kuvvetler, yani teknik harp eder. Biz onun, hem efendisi hem esiriyiz.” Alıntı Şuradan: Şevket Süreyya Aydemir. “Suyu Arayan Adam.” Remzi Kitabevi
Reklam
“Artık pek ihtiyaç duyulmayan atlar kesime gönderildi ve yerlerine yenileri gelmedi. Bu da 1915’te 26 milyon olan ABD at popülasyonunun 1960’ta 3 milyona düşmesine sebebiyet verdi. Mekanik kasların atları gereksiz yaptığı gibi mekanik zihinler de aynı şeyi insanlara yapacak mı?”
Sayfa 168·Kitabı okudu
“Yükselmiş birini düşürmek, yahut onun düştüğünü görmek, aşağıdakilerde adâletin yerini bulduğu hissini uyandırır ve onlara mutluluk verirdi.” Alıntı Şuradan: İhsan Oktay Anar. “Galîz Kahraman.” İletişim Yayınları
“Gelecek; kendini nasıl atabilirdi acaba geleceğe? Şimdiki zaman, geçip gitmesine ses çıkarılmadığı takdirde, artık Kien’e hiçbir zarar veremezdi. Ah, bir ortadan kaldırılabilseydi şu şimdiki zaman! Dünya üzerindeki tüm mutsuzluklar, yeterince gelecekte yaşayamamaktan kaynaklanıyordu. Bugün dayak yediği takdirde, yüz yıl sonra bunun ne önemi kalacaktı? Yapılması gereken, içinde yaşanılan zamanı geçip gitmeye bırakmak ve dayaktan ileri gelen şişleri görmezlikten gelmekti. Tüm acıların suçu, şimdiki zamanın sırtındaydı. Kien, geleceğin özlemini çekiyordu; çünkü o geleceğe ulaştığında, yeryüzünde daha çok geçmiş bulunacaktı. Geçmiş iyiydi, kimseye bir zararı yoktu; Kien, geçmişte yirmi yıl süreyle istediği gibi ve mutlu yaşamıştı. Kim mutlu olabiliyordu ki şimdiki zamanda? Evet, duyularımız bulunmasaydı eğer, o zaman şimdiki zamana da dayanılabilirdi”
“Cennet'le ilgili şu eski efsane... O, bizim hakkımızda, tam bugünle ilgili. Evet! Bir düşün. Cennet'teki o iki kişi... Onlara seçenek sunulmuştu: özgürlükten yoksun mutluluk veya mutluluktan yoksun özgürlük. O kadar. Avanaklar özgürlüğü seçti. Ya sonra? Sonra çağlar boyunca zincirlerini özlediler. Dünya bu yüzden böyle sefil, anlıyor musun? Zincirlerini özlediler. Çağlar boyunca! Ve ilk biz mutluluk için geri döndük. Yok, dur... Dinle. Eski Tanrı ve biz, yan yana, aynı masada. Evet! Tanrı'ya, nihayet Şeytan'ı yenebilmesinde yardım ettik. Çünkü insanları buyruğu çiğnemeye iten, özgürlüğü tattıran ve mahveden oydu. Oydu işte, kurnaz yılan oydu. Ama biz ne yaptık, potinlerimizle kafasını ezdik! Cart! Ve işte o zaman çile bitti: Cennet geri gelmişti. Ve bizler, tıpkı Âdem'le Havva gibi yine basit ve masumduk artık. İyi ve kötü zırvaları, karmaşıklığı gitti: Her şey son derece basit, çocuksu ölçüde basit. İşte Cennet! Velinimet, Makine, Küp, Gaz Çanı, Koruyucular: Bunların hepsi iyiyi, somutu, muhteşemliği, asaleti, yükselmişliği, tertemizliği temsil ediyor. Çünkü özgürlüksüzlüğümüzü, yani mutluluğumuzu bunlar koruyor.”