Emrah YILDIZ

Emrah YILDIZ
@emrhyldz
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Antik Roma’da bazı mezar taşlarına, bir insanın ömrü boyunca kaç gün mutlu olduğu yazılırmış. Bunu öğrendiğimden beri kendi mezar taşımı düşünüyorum. Ana rahminden mezara kadar ne yaşadık? Ne kaldı? Bir annenin şefkatle sarılması, babanın başını okşaması… Belki de ilk kez bir elin benim elimde durması. Aynı insanda mutluluğu da acıyı da tattığımda, hangisi yazılacak haneme? Acı, mutluluğu geri alır mı? Belki mesele mutlu olmak değildi. Belki yaşam, kaçırdığımız anların toplamıydı. Ne diyordu gün görmemiş İlyas? İlyas-ı Hâbir bitti. Anasından doğdu, kabre gitti. Ve geriye,
İbrahim
Gönlümü put sanıp da kıran kim
Şiir

Emrah YILDIZ

, bir kitap okudu
Puan vermedi·192 syf.·
2025 1. kitabı
Cengiz Dağcı
7.4/10 · 215 okunma
Deneme
Dünyanın kabuğu çürümüş; çürümüş diyorum çünkü artık bastığımız toprak, eskisi gibi ses vermiyor ayaklarımıza. Çayırların, envai çeşit bitki âleminin rengi soluklaşmış; yeşil hâlâ yeşil belki ama canlı değil, sanki yorulmuş. Bir zamanlar ufak bir esintiyle burnumuzdan girip ta ciğerlerimize kadar inen kekik kokuları vardı; şimdi rüzgâr esiyor ama hatırlatmıyor hiçbir şeyi. Koku var, fakat hafıza yok. Nerede dağ yamacından bir anda kendini boşluğa bırakan su kütleleri? O sular ki yalnızca akmaz, insanın içini de yıkardı. Şimdi su var, ama arındırmıyor; akıyor, geçiyor, iz bırakmıyor. Sanki acele ediyor her şey, durmaya vakti yok. Atlar, eşekler, kuzular eskisi gibi gezinmiyor uçsuz bucaksız bozkırlarda… Belki hâlâ bir yerlerde varlar ama gözümüzden çekildiler. Bir hayvanın gölgesini görmek bile içimizi ısıtırdı oysa; şimdi gölgeler çoğaldı, sıcaklık azaldı. Toprak konuşmaz oldu. Ağaçlar suskun. Gökyüzü geniş ama derin değil artık. İnsan çoğaldı, dünya daraldı. Belki de asıl eksilen doğa değil; eksilen, bakmayı bilen gözlerimiz, duymayı bilen kulaklarımız, kokuyla hatırlamayı bilen ciğerlerimizdir. Bir şeyler vardı; aceleye gelmeyen, sessiz ama güçlü, orada durarak öğreten…