Kendisine sonradan gelenler içinde iyi bir nâm bıraktık.Selam olsun İbrahim'e... İşte biz iyilik yapanları böyle mükafatlandırırız Çünkü o bizim mümin kullarımızdandı. Safad suresi-Elmalılı Meali Dünyadan ayrılırken iyi bir nam bırakmak istersen yaptığın iyiliklerin sayısını çoğalt kuraanı azimüşşan ibrahimlerin ismini selamla anıyor ve ibrahim olanlara en güzel mükâfatı müjdeliyor selamlar olsun
Din
Kadınları bir emanet ve nimet bilin Bugün insanlık, Sevgili Resulümüzün kadına verdiği değerin çok gerisindedir. Derin Tarih Dergisi Peygamberimiz kadına çok saygılıydı Peygamberimiz bir hoş görü insanı Bugün insanlık efendimizin gerisinde Yaşamımıza uygulayalım uyalım hadislere Sevgili Resülümüz değer verirdi kadınlara Muhtaçtır nasihattir hadisi şerif insana Kadına değer verdikçe yükselir devletler Unutuldumu şimdi hadisi şerifler Kadınların hakların yerine getir Onlar Allah Tealadan birer emanettir Siz kadınları emanet olarak aldınız O halde nimet bilip korumalısınız Allahtan korkun kadınları incitmeyin Onları bir ana ve bacı bilin En hayırlımız eşine ailesine iyi olandır Kadınki bir hatice ve fatimatül zehradır İnsanın en hayırlısı kadına ve çocuğuna İyi bakandır bu dünya hayatında Hanımına karşı iyi ol budur iman Savaşıp dövüşende kalırmı hiç iman Yediğinizden yedirin kadınlara Kul hakkı ile varma ilahi makama Kadınlarınızın üzerinizde hakkı vardır İnsanın gayesi rıza lokmasına ulaşmaktır
Şiir
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Sabır mükâfat kapısını açar Allah Teâlâ güzel davrananların mükâfatını zâyi etmez. Yusuf Süresi 90. Ayet Tefsiri Yusuf peygamber son derece mütevazı bir şekilde kendisini kuyuya atan kardeşlerine sordu Siz câhilliğiniz zamanında Yûsuf’a ve kardeşine neler yaptığınızı biliyor musunuz?” onlar ise Hz Yusufu tanıyıp aman Allahım yosa sen Yusufmusun diyince Hz Yusuf Allah bize lutufta bulundu. kim Allah’a karşı  sakınır ve sabrederse, elbette Allah iyilik edeni boşa çıkarmaz” dedi evet bu bir peygamber hakkı idi kısas hakkından vazgeçip af yolunu tutabilmek affedici olmak ve kardeşleri bile Hz Yusufun üstünlüğünü kabul ettiler her amelin farklı bir kapısı vardır ve her yaptığınız güzel amel sonucu o kapıyı açar kilitleri kırarsınız affedici olana elbette bağış kapısı açılacaktır amacımız tane olmayı başaramazsak bile zerre olabilmektir üstünlük iman ile ibadettedir Mükafat Rabbimizin rahmet hazinesidir cemil meriç iyilik edenin mükâfat beklediği an tefeci durumuna düşeceğini şu sözü ile belirtir İyilik eden mükâfat beklediği an tefecidir yine geceden sonra sabahın geldiğini o sabaha ise geceyi yenenlerin ulaşacağına işaret eden sezai karakoç Geceye yenilmeyen her insana, ödül olarak bir sabah, bir gündüz ve bir güneş vardır demektedir mükafat bela anında sabreden insana verilir inşAllah Tealâ Ya Rab putları bizden uzaklaştır binasını Allah Teâlâ'dan bir korku ve bir rıza üzerine kurmuş olan kimse hayırlıdır, Nasuhi Bilmen tefsiri İnsanlar çift olarak bir erkek ve dişiden yaratılmıştır karşıt cinslerin birbirlerine verdiği destek sayesinde temiz şeyler doğar insan kulluğunu ancak korku ve umudu sayesinde yerine getirir Korku erkektir, umut ise dişi; onlardan ölümsüz ve temiz şeyler doğar diyen Mevlana insanın Allah Tealanın rahmetinden umudunu kesmemesini azabından
Din
Eski Bir Ramazan Hatırası
Allah'ım! Mabedinde çektiğim selfie için af dilerim. Öz çekim kuşak yazısıymış meğer Mumcuzade Mehmet Efendi elinden. 115 metre uzunluğunda kesintisiz bir yazı... Siyah zemin üstüne zerrîn harfler... Önce füsûndan cünûna ve sonra sükûna geçiyormuş harflerin ilmikleri. Hattat hayal iğnesinin deliğinden geçiriyormuş soyut geometriyi ve düz bir satha indiriyormuş kalbinin sesini. Simetri değil ama sağlam bir ölçü, sunî değil tabii bir ritim. Bazen insan iradesinin kaybolduğu bir zamansızlık anına denk düşer harflerin boşlukta asılı kalışı, harfler kelimelere yetişir, kelimeler cümlelere ve mânâ doğar. Yirmi dokuz ayet Fetih Suresi dolanır caminin çevresini. Apaçık bir fetihtir bakıp da anlayan için. Inna fetehna! "Şüphesiz biz açtık". O açtıysa kim kapatabilir? O verdiyse fethi kim geri alabilir? Harflerin salkımları Rıdvan ağacının dallarına benzemiyor mu? Ve biz koyu zemin üzerinde zerrîn harflere bakınca, Rıdvan ağacının gölgesindeki altın elleri görebiliyor muyuz? İşte şu Hz. Osman'ın uzaktan gelen eli değil mi Resûlullah'ın elinin altında? Fetih suresinin ayetleri bir fotoğraf asr-ı saadetten... Biz mananın çok uzağında selfie pozu için uygun ışığı ararken Hz. Ebu Bekir'in Hz. Ömer'e bakışını nasıl görebileceğiz? Musiki ile resim arasında ama bence musikiye daha yakın bir yansımaydı kuşak yazısı. Harflerin arası ıssızlık ve sessizlikti ama harfler bir araya gelince kişiyle kendisi arasına giren bir ilahî ezgiye dönüşüyordu. Mekke ile Medine arasında, Hudeybiye nâm yerde fethin kapıları açılıyor, sanki Nur-i Osmaniye nâm camii Hudeybiye oluyordu. İyice kulak kesilse insan göklerin ve yerin ordularının ayak seslerini, cennet ırmaklarının çağlayışını, günahlarının üzerine örtülen örtünün sesini işitecekti. Kuşakta yazılı harfler bir rüyanın gerçeğe çıkışıydı: Mescid-i
Allah'ım! Mabedinde çektiğim selfie için af dilerim. Öz çekim kuşak yazısıymış meğer Mumcuzade Mehmet Efendi elinden. 115 metre uzunluğunda kesintisiz bir yazı... Siyah zemin üstüne zerrîn harfler... Önce füsûndan cünûna ve sonra sükûna geçiyormuş harflerin ilmikleri. Hattat hayal iğnesinin deliğinden geçiriyormuş soyut geometriyi ve düz bir satha indiriyormuş kalbinin sesini. Simetri değil ama sağlam bir ölçü, sunî değil tabii bir ritim. Bazen insan iradesinin kaybolduğu bir zamansızlık anına denk düşer harflerin boşlukta asılı kalışı, harfler kelimelere yetişir, kelimeler cümlelere ve mânâ doğar. Yirmi dokuz ayet Fetih Suresi dolanır caminin çevresini. Apaçık bir fetihtir bakıp da anlayan için. Inna fetehna! "Şüphesiz biz açtık". O açtıysa kim kapatabilir? O verdiyse fethi kim geri alabilir? Harflerin salkımları Rıdvan ağacının dallarına benzemiyor mu? Ve biz koyu zemin üzerinde zerrîn harflere bakınca, Rıdvan ağacının gölgesindeki altın elleri görebiliyor muyuz? İşte şu Hz. Osman'ın uzaktan gelen eli değil mi Resûlullah'ın elinin altında? Fetih suresinin ayetleri bir fotoğraf asr-ı saadetten... Biz mananın çok uzağında selfie pozu için uygun ışığı ararken Hz. Ebu Bekir'in Hz. Ömer'e bakışını nasıl görebileceğiz? Musiki ile resim arasında ama bence musikiye daha yakın bir yansımaydı kuşak yazısı. Harflerin arası ıssızlık ve sessizlikti ama harfler bir araya gelince kişiyle kendisi arasına giren bir ilahî ezgiye dönüşüyordu. Mekke ile Medine arasında, Hudeybiye nâm yerde fethin kapıları açılıyor, sanki Nur-i Osmaniye nâm camii Hudeybiye oluyordu. İyice kulak kesilse insan göklerin ve yerin ordularının ayak seslerini, cennet ırmaklarının çağlayışını, günahlarının üzerine örtülen örtünün sesini işitecekti. Kuşakta yazılı harfler bir rüyanın gerçeğe çıkışıydı: Mescid-i
Kürt Tarihi
ŞEYHMUS DİKEN YAZDI Halebçe ve Enfal'in Hatırlattığı! WHO raporuna göre Halepçe’ye düzenlenen kimyasal saldırı, günümüze kadar 43 bin 753 kişinin ölümüne, 61 bin 200 kişinin de sakat kalmasına sebep olmuş. Şeyhmus Diken Diyarbakır - BİA Haber Merkezi 17 Mart 2017, Cuma 17:40 Uzun Halepçe ağıdına sanatçı Şıvan Perwer şöyle başlıyor; "Dîsa li me ferman e Li jor tête gire-gir û hume-huma bavirok û têyaran e Her der xistîye nava agir û mij û dûman e Li jêr tête qîre-qîra zarokan, hawara dayik û bavan e" Halepçe, Irak Kürdistanı ile İran sınırında, Bağdat'ın 241 km. kuzeydoğusunda bir Kürt şehri. 50 binin üzerindeki nüfusunun çoğu Kürtlerden oluşuyor. Kürdistan Bölgesel Yönetimi'nin de parçası. 30 yıl önceki İran - Irak savaşı sırasında 16 Mart 1988 tarihinde Saddam Hüseyin yönetimindeki Arap Baas iktidarı tarafından gerçekleştirilen ve üç saat süren kimyasal zehirli gaz bombardımanı sonrası çoğu çocuk ve kadın olmak üzere 6357 kişi zehirlenerek ya da yanarak ölmüştü. 14 bin 765 kişi de ağır derecede yaralanmıştı. Birleşmiş Milletler Sağlık Örgütü (WHO) raporuna göre bu kimyasal saldırı, günümüze kadar 43 bin 753 kişinin ölümüne, 61 bin 200 kişinin de sakat kalmasına sebep olmuş. Dünyanın en büyük insanlık trajedilerinden biri olarak kabul edilir Halepçe Katliamı. Her yıl dünyanın birçok yerinde ve Türkiye'de genellikle Kürtler olmak üzere Halepçe katliamıyla ilgili büyük anmalar ve kınamalar gerçekleştirilir. Aslında Saddam rejiminin 1987′den itibaren Kürtlere karşı oldukça sistematik bir "soykırım" uygulamasını hayata geçirdiği bugünde biliniyor. Anılan yıllarda Irak Kürdistanı'nda ilan edilen 'yasak bölgeler' genişletilir. Saddam'ın kuzeni olan Ali Hasan El Mecid, nam-ı diğer "Kimyasal Ali" başbakan düzeyinde özel yetkilerle Kürt bölgesinden sorumlu kılınır.
Din