Biz vaktiyle yolun en zorunu, en tehlikelisini seçmişiz. Ok yaydan çıktı bir kere, çağırsan da dönmez. Namsız, nişansız, İsimsiz dolanırız. Kimine göre serseriyiz, kimine göre kahraman. Yerine göre dostlarımızla bile mücadeleye etmeye Andımız var. Hakikatleri örtbaz etmek için değil, uluorta bağırmak, gafil kafalaaı hakikatin tokmağını vurmak için varız.
"Bu hâle düşmemizin sebebi zaten o. Eskilerimiz yapmanın peşinde koşarken bizler hep yıkmanın ardında koşmaktayız. İşte, yıka yıka ortada bir şey kalmadı. Köyler yıkıldı, şehirler yıkıldı, devletler yıkıldı, en mühimi ise ümitler yıkıldı.."
- ...ama sözlerin kalbime saplanır gibi.
- hilafım mı var ki?
- haşa, her zaman olduğu gibi yine fazlaca doğrusun. Bu halin bir gün başına işler açacak, ama..
Gün ikindiye dönerken Emir Mâlik doğruldu. Ufukta beliren yelkenliye baktı. Oradan bakışlarını kurşun kubbelere çevirdi.
"Elveda," diye inledi ağırdan. "Elveda Endülüs. Doğduğum topraklar, elveda!"
Seke seke atının yanına gitti. Bir ay önce baldırına yediği kılıç darbesinin yarası hâlâ sızlıyor, her adım atışta bıçaklar saplanıyor, bu yüzden topallıyordu. Ama o yaranın akıbet kapanacağını biliyordu. Elini kalbine bastırdı:
"Ya buradaki yara," diye mırıldandı.