Bu kitap ve filmi daha önce çok kez karşıma çıkmıştı fakat ne kitabı okumuş ne de filmi izlemiştim. Eserde, yazarın 12 Eylül döneminde cezaevindeyken tanıdığı, annesiyle beraber hapiste kalmak zorunda kalan beş yaşındaki Barış anlatılıyor. Barış'ın mektupları yer alıyor. Barış'ın gözündenmiş gibi o dönemde cezaevinde yaşananlar aktarılıyor. Kitabı okurken gerçekten de küçük bir çocuğun düşüncelerini, sözlerini okuyormuş hissi veriyor. O masum çocuğu görebiliyorsunuz.
Sayfa sayısı çok fazla değil ve akıcı bir dili var. Bir oturuşta biten bir kitap. Hüzünlü yanları fazla ama bazı yerler de kahkaha attırıyor.
Kitabı beğendim ve en yakın zamanda filmini de izleyeceğim.