“İnci, beni bırakma. Bensiz gitme!”
Böyle bağırarak uyanmışım yine. Annem sordu, yine ne gördün diye. Düşümü anlattım ona. Sora sora ne sordu biliyor musun?
“Aşure kazanında yanmadın mı?”
Annem bazen hiç düşünemiyor. Sen kazanın altını kapatmıştın elbette.
Kitaba başlamadan önce her yerde karşıma çıkan giriş cümlesi "Babam bahçıvandı. Şimdi bir bahçe." beni etkilemiş, kitabı okuma isteği uyandırmıştı. Kitaba başlayınca gördüm ki etkileyecek tek cümle girişteki değilmiş, kitabın geneli bunun gibi sözlerle doluymuş.
Tartışılır evet ama ben kitabın bu kadar popüler olmayı hak ettiğini düşünüyorum. Gerçek bir hikaye olması ve en yakın kişi tarafından yazılmış olması etkileyen faktörlerden.
En çok hoşuma giden şey iki kez kansere yakalanmış bir insanın bu kadar sakin kalıp çevresine "Korkacak bir şey yok" diyebilmesiydi. O kadar acı çekmesine rağmen hâlâ ailesini tedirgin etmemeye çalışıp, moralini yüksek tutmak kolay bir durum değil.
Her ölüm üzücüdür evet ama çaresi olmayan hastalıkla göz göre göre günden güne erimek, kötüleşmek ve çaresiz bir şekilde ölümü beklemek çok daha acı.
Kitaba gelecek olursak; gayet akıcı bir kitap. Bölümler çok uzun tutulmamış bu da okurken insanı sıkmıyor. Yazarın babasının anıları, hastalığı, son zamanları anlatılıyor. Sayfa sayısı bakımından kısa sürede bitebilecek ama konusu bakımından çok vakit alabilecek bir kitap.
Bahçıvan ve ÖlümGeorgi Gospodinov · Metis Yayınları · 202514,4bin okunma
Çocuk gözünün mekanı genişletme yetisine sahip olduğuna inanıyorum. Boyun güllerin ve lalerinki kadarken dünyaya yakından bakarsın, onun boyunda olursun, dünya da senin boyundadır.
Büyümek uzaklaştırır ve küçültür.