Toplumcu gerçekçi yazarlarımızdan biri olan ve insanın temel meselelerini konu edinen Yaşar Kemal, bu kitabında da cumhuriyetin ilk yıllarında yörüklerin çektiği sıkıntıları anlatıyor.
Yörüklerin yıllardır yaylak ve kışlak olarak kullandığı toprakların ağaların eline geçmesinden ve yörüklerin topraksız kalıp toprak aramaya başlamalarından bahsediliyor. Yörükler bu süreçte gerek Çukurova'ya gerek başka köylere gidiyorlar. Çukurova'da sıcaktan, sinekten, hastalıklardan, salgınlardan çekerken, köylerde ağalardan ve köylülerden kötü muamele görüyorlar. Ama en çok da yöneticilerden çok çekiyorlar. Bu açıdan bu kitabın yörüklere yakılmış çağdaş bir ağıt olduğunu söylememiz yanlış olmaz.
Kitapta bir çok duyguyu hissedebiliyoruz fakat bunların en ağır basanı çaresizlik. Yaşar Kemal bu duyguyu başarılı bir şekilde yansıtıyor. Yaşar Kemal bu kitabında, diğer kitaplarındaki masalsı üslubunu koruyor. Bunun yanında kitabın kısa bölümlerden oluşması, kitapta birçok olayın birbirini takip ederek gerçekleşmesi ve merak duygusu uyandırması bizlere oldukça akıcı bir okuma deneyimi sunuyor.
Binboğalar Efsanesi, Yaşar Kemal'den okuduğum 7. kitap oldu. Hepsini de severek okudum, bu kitabı Yaşar Kemal'in ölümünün onuncu yıl dönümünde okumam benim için daha anlamlı oldu. Bu kitabı da çok sevdim fakat favorim hâlâ İnce Memed serisi.